Hatıralarımı Niye Yazdım?

Selefe baktığımda utanacak bir hayatım var. Bendeniz bile beğenmiyorum. Her işim yarım yamalak. “Şu işi de tam yaptım” diyemiyorum hayatım boyunca. Baştaki şiirde de ifade edildiği gibi, çok şey yapmak istedim, hala da istiyorum. Hayallerim var, davalarım, ülkülerim var, ama onları elde edecek iradem, eğitimim,  terbiyem ve mücahedem yok. Maalesef böyle!    

Ancak, belki amel defterimi açık bırakmak için, belki oğullarım, kızım, torunlarım “babamızı dedemizi tanıyalım” diyerek okur da istifade eder diye “ben de yazdım”. [1] Belki, devrin şartlarını veya o günkü Maraş’ı ve memleketi tanıyalım diye bazı araştırmacılar da okuyabilir. Okuyanlar hayır dua ile anabilir.     

Birisi dese ki, “amacın ahirete azıksa eğer, yazdığın her kelime yerine bir kere “Allah” desen, daha çok sevap kazanırdın. Hem peşin, hem de garantili.”  “Haklısınız” derim. İnsanız işte. Biraz garibiz. O yüzden “Ben de yazmalı mıyım?” diye gerçekten düşündüm. Kendi kendime sordum: Niçin? Yararı ne?

Kesin bir cevabım yok. Yukarıda kısmen yazdım. Ancak iyi şeyler düşünüyorum. Hayırlara vesile olabilir diyorum. En azından zararı da olmaz zannediyorum. Hayırla yad edilmek de istiyorum tabi. Faydasız bir iş ile ömrümü tüketmekten ürküyorum. Yüzde yüz öyle bilsem, umutlarım, hüsnü zanlarım olmasa, elbette uğraşmam. Öyle bilsem bırakır, dinime dünyama faydalı daha başka şeylerle vakit geçiririm.  Çünkü çok da kolay değil masa başında satlerdir çakılıp kalmak ve kılı kırk yararcasına düşünerek yazmak. 

Bu işte riya, süm’a, şan ve şöhret davası var mıdır?

Önce Hz. Yusuf gibi diyeyim:

“Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis şiddetle kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yarlığadığı müstesna. Muhakkak ki, Rabbim bağışlayıcı ve merhametlidir.”[2]

Yine ”Vela tüzekku enfusekum”. Yani “Öyleyse kendinizi (beğenip) temize çıkarmayın! Çünkü o kimin kötülüklerden sakındığını herkesten iyi bilendir”[3] emrini yukarda görmüştük.

Bunun üstünde de durdum ve düşündüm. Çünkü bu çok ciddi bir durumdur. İnsan fıtratı gereği beğenilmek, sevilmek ve övülmek ister. Hakikatten sapılmadığı ve hataya düşülmediği takdirde bunların ayıp tarafı da yoktur. Üstelik birbirimizi sevmek, gıyabında övmek, iyi işlerini takdir etmek, iyiliklerinden ötürü teşekkür etmek dinimizin emri olan bir erdemdir. Malum, “marifet iltifata tabidir ve iltifatsız marifet zayidir”. Ayıp olan kişinin kendini övmesi, amelleri ile övünmesi, işlerini ve iyiliklerini Allah rızasını kazanmak için değil de, insanlara beğenilmek için işlemesi, her fırsatta kendini ortaya atarak sergilemesidir. Yer yer iyiliklerini hatırlatarak minnet etmesi, başa kakmasıdır. Bu yanımız, en olumsuz, ıslahı en zor tarafımızdır bizim insan olarak. “Kendimizi satmamız” bizim medeniyetimizde ayıptır, çirkindir. “Sen kendini övme, seni eller övsün” atasözümüz meşhurdur.

 

[1]- Bilin bakalım hatıralarının yazdığı kitabın adını “Ben De Yazdım” olarak koyan kimdir?

[2] Yusuf,  53.

[3] Necm 32.