Şimdi bu olayı düşünüyorum da ürperiyorum doğrusu. Manzara sizin de gözünüzün önüne geliyor değil mi?
Bir adam, sırtına içimi tatlı su dolu bir bardağı vurmuş, kilometrelerce ötedeki bir dostuna, Allah Teâlâ’nın rızası için sevdiği, sohbetinden istifade ettiği bir efendisine, dereler, tepeler, vadiler, köyler aşarak tatlı su götürüyor zevkle içsin diye.
Bu ne muhabbet Allah aşkına!
Böylesine muhabbetli ruhları ölüm ayırabilir mi birbirinden?