Akşam yemeğinden sonra, gündüzün yarım kalmış oyun sevincine bir başka heyecan eklenirdi bizde; ya misafirliğe gidilecek, ya da misafir gelecektir. “Kabul eder misiniz?” demek de ayıptır, dedirtmek de. Evdelerse selam verip girilir, yoksa dönüp gidilir, o kadar. Misafir gelince çaylar demlenir, kuru incir, bestil bastıklar çıkar, tarhana ıslanır, cevizler ortada çat pat kırılır, narlar soyulur, ayvalar ortalığı kokudur. Şimdi yazarken bile ağzımı sulandıran ravandalar tas tas sunulur.