Hatıralar

Hocanın Örnek Hareketine Bak!

Diyor ki:

“Hartlap İlicesine gittim. Baktım millet ya ıslanınca çok berbat görünen beyaz tumanla iliceye giriyor ya da çok kısa mayo ile... Onlara hem bir İmam Hatip Lisesi meslek dersleri öğretmeni olarak ders vereyim, hem güzel bir örnek olayım hem de içinden geçip de yapamayanları cesaretlendireyim diyerek bir peştamal aldım, iliceye vardım.

Hartlap İlicesi Bizim Olsaydı...

. Etrafınızdaki süper zenginlere bakınız; bu zamanın mal fitnesinden kendisini koruyan kaç kişi var? O malın fitnesini dengeleyecek iman ve takva olmadan insan kendisini ve ailesini koruyamaz. Bunu iyi düşünün de bugünkü imanınıza, namazınıza, niyazınıza şükredin; kıymetini bilin. Allah Teâlâ sizi korumuş ama siz anlamıyor, nankörlük ediyorsunuz. Hele bir dediğimin aksini düşünün: Zenginsiniz ama içki, kumar, zina hep sizde ve çocuklarınızda... Ne din kalmış ne iman. Bunu ister misiniz?

“Hartlap” Niye Değişmiş?

Bu bela sadece bizim köyün başına gelmemiş, bu ülkenin doğusunda ve batısında birçok yerin de adı değiştirilmiş malesef. Tarihte de bazı meşhur yerlerin isimleri değiştirilmiş, anlamakta ve haritada arayıp bulmakta zorlanıyoruz. Efendim, İmam Gazal’i “Tus”da doğmuş. Nerde bu Tus? Ara ki bulasın haritada. Yok ki bulasın!
Neden?
Çünkü adı “Meşhet” olmuş...

Hartlap’ın Kısa Tarihi

Hicri 1288 yılında (Miladi 1868) Halep Vilayeti Salnamesinde (il yıllığı) Camustil Nahiyesine bağlı (Hartlap Karyesi) olarak geçer.  Hicri 1310 yılında (Miladi 1890) Halep Vilayeti Salnamesinde, 16 köyün bağlı bulunduğu nahiye, Hicri 1320 tarihli (Miladi 1900) 13 köyün bağlı bulunduğu bir nahiye (Sır köyü ile beraber) merkezi olarak “Hartlap” ismi kullanılmaktadır.

Hartlap İlicesi

Orası aynı zamanda bir mesire yeriydi. İnsanlar sağlık için olduğu kadar tatil yapmak ve dinlenmek için de gelirlerdi. Muhteşem manzarası ve hemen altından akan Ceyhan Nehri ile çevre köylerimizin de ana gezi ve eğlence mekânıydı. Haftada en az bir kere gitmeyen olmazdı. Çocukluğumuzun en güzel günleri o ilicede ve önündeki “Cahan”da çimmekle geçti. Ne hatıralar vardır bizde, yazmakla bitmez.

İhtilaflar ve Kavgalar

Buna itiraz ederek: “Yok canım, ‘Biz Hartlaplıyız, Allah’tan bile zor korkarız’ diyenleriniz de var!” diyecekler. Tamam, ama ne var bunda? Neredeyse hiç kimsenin Allah’tan korkmadığı bir zamanda, adam korkarmış da biraz az korkarmış... Ne yani, soygun yaparken “Biz Allah’tan çok korkarız” mı desin? Fesüphanallah, doğruyu söylemek suç mu oldu şimdi? Tövbe ya Rabbi, estağfirullah…

Hey Hartlaplılar!

Herkes pürdikkat, can kulağıyla dinlerken rahmetli bir kere daha haykırır:

“Heeeeey Hartlaplılar! Tüfeği olan tüfeğini, tabancası olan tabancasını, usturası olan usturasını, hançeri olan hançerini, değneği olan sopasını hazırlasın ve benden işaret beklesin! Vur lan abdallı, davula; güreş başlasın!”

Köy Düğünleri

Gerçekten de çocukluk zamanımızın en büyük eğlencesi düğünlerdi. Nasıl olsa millet avara, vakit çok... Gündüzleri de düğün evinde veya münasip bir yerde davul zurna çalınır, halay çekilir, türküler söylenir, arada bir barak veya bozlak cinsinden uzun havalar tutturanlar olurdu. Ama mutlaka zurna eşliğinde “Telli Turna” söylenirdi. Biz de zevkle dinlerdik:

Bitti mola da Şam ilinin hurması,
Gitti mola da ala gözün sürmesi...
Bağdat’ın, Basra’nın telli turnası,
Turna yârdan haber geldi eylenme,
Turna yârdan haber geldi eylenme.

Hartlap Kendine Yetmeyen Köy

Ben hep imrenirdim o çalışmaya giden çocuklara ve gidemiyorum diye üzülürdüm. Kamyona binişleri hiç gözümün önünden gitmezdi mesela; ben hiç kamyona binmemiştim ki daha... Akşama kadar çamurdan, özellikle et çamurundan kamyon yapar; onun yerine biz motor gibi inleyerek yokuşlardan çıkar, düze gelince sesimizle hızlanırdık. Hele o çocukların dönünce "Tren gördük, taksi gördük, otobüse bindik," diye hava atmaları yok mu, öldürürdü beni... "Niye benim babam memur olmuş ki?" derdim. Çocuk aklı işte!

Evliyalar Yatağı

Yüzyıllarca birlikte yaşadığımız insanlara İslam'ı güzelce öğretememişsek, bunun hesabını önce kendimizden sormalıyız. Aynı durum, çeşitli sebeplerle dinî bilgiden uzak kalmış başka topluluklar için de geçerlidir. Müslüman, en başta komşusuna karşı tebliğ sorumluluğu taşıyan kimsedir. Rabbimiz bizi affetsin; dinini güzelce öğrenmeyi, yaşamayı ve hikmetle anlatmayı hepimize nasip etsin.

Sayfalar