Hatıralar

Fatma Bibim 1

Onların Hartlapdere’de, bizim bağımızın karşısında çok güzel bir bahçeleri vardı. Uzak olmasına rağmen içinde bol sebze ve meyve bulunurdu. Oralarda oynar, dereden balık tutar, bahçeden meyveler yer, üstündeki mağaraya girer ve Kelgaş’a çıkar, şehirden gelecek kamyonları beklerdik. Arkasına tutunup gidecek veya becerebilirsek veya bir yardım görürsek üstüne binecektik. En heyecanlı, en zevkli eğlencelerimizdendi bu.  Bazen ineklerimizi güderdik oralarda. O derenin ve yamaçlarının bin bir hatırası vardır bizlerde. 
 

Kafasına Sıkmadan Önce

Çünkü öfkenin ve aceleciliğin ateşiyle atılan tek bir adım, geriye dönüşü olmayan telafisiz yangınlar çıkarabilir. Hakikat genellikle ilk bakışın arkasında, sabrın ve basiretin süzgecinde saklıdır. Ne yazık ki günümüzde de pek çok insan, olayların aslını astarını araştırmadan ön yargıların kurbanı olabiliyor. Oysa hayat, peşin hükümlerle harcanamayacak kadar kıymetlidir. Öfkeyle kalkıp zararla oturmamak; anlık bir şüphenin kurbanı olup hem başkalarının hem de kendi hayatımızı karartmamak için bize düşen, acele şeytanın dürtüsünü bir kenara bırakıp teenni ile soluklanmaktır.

Saçı Yaş Diye Boşamış

Her neyse, biçare kadınlar bir yük odun getirmişler sırtlarında. Elif hanım “nasıl olsa kocam evde yok. Elim değmişken bir yük daha gideyim oduna” demiş. Sırtıyla evine bir yük odun daha getirmiş. Tabi iyice terlemiş. Çamaşırını bir suya vurmuş. Kendisi de bir banyo yaparak terini atmış. Akşama yakın olmuş bu arada. Yorulmuş, uzanmış yatağına yatmış. Derken erkeği gelmiş eve işinden. Bakmış hanımı yatıyor. Yanına varmış, elini şöyle bir başına atmış. 

Rahmetli Ebem

Ebem iyi bir kadındı bana göre. Anam da iyiydi. Niye anlaşamazlardı bilemem. Hatta ben biraz büyüyüp olayları kavrar olunca gördüğüm geçmişi yalanlardı. Bir araya geldiklerinde öyle kavgaları olmazdı Bir defasında ebem evimizin önünden bahçeye giderken muziplik yaptığımızı hatırlarım kardeşlerimle. Biz koro halinde “Göööde Eeelif” diye tempo tutturduk. Ebem baktı, öfkeli bir şekilde samırdandı, o kadar. Muhakkak anam söyletti zannetmiştir. Hâlbuki hiç alakası yoktu. Anam susun diye kızdı. Fakat ebem bunu nereden bilecekti ki! Biz vaziyetten kendimize vazife çıkarmıştık, o kadar. Demek olaylar her zaman görüldüğü gibi değildi, mesele iyi araştırılırsa, kavgalar baştan önlenebilir.

Aynen Başına Gelmiş

Dedem hasta ve ben askere gideceğim. Babamla vardık yanına ve selam verdik. Babam karşı sedire oturdu. Ben başucuna vardım ve elini öptüm. Bana:

-Aleykumselam evlat, bu kim? Dedi.

İkinci Buluşmamız

Bekledik. Geldi yavaş yavaş nihayet. Tanıştık, sohbet ettik. Bu ziyarete çok sevindi, çok dua etti. Bu arada göz kapakları tersine olarak dışarıya doğru düşmüştü. Gözü ve gözkapakları kıpkırmızı ortada idi.

-Nasıl oldu? Diye sorduk.

Çok Gülmek

Bu arada cemaati kontrol etmek için etrafa bir göz attım. Herkes gülüyordu, ama meclisin orta bir yerinde diz üstü edeple oturan yaşlı bir adam hem gülmüyor, hem de acı acı bakıyordu bizlere. O bakışlar yaktı beni. Çok utandım. Bütün gülme arzum gitmiş, içimi derin bir hayâ, hacalet ve mahcubiyet kaplamıştı. Başımı öne eğerken o ihtiyar bir şeyler söyledi. Ben duyamamıştım. Yanımdakine: 

Mülhim Hoca

Bir ara 

- Ne bu telaş, sana ne? dedim. 

- Bana ne olur mu hocam! Paşa bizi topladı, ‘sandığınızdan kırmızı oy çıkarsa…” diye kalayladı. Ben yarın ne halt edeceğim?
 

Uzun Ahmet 

“Bir gün bize Kadirli’den bir misafir geldi. Yatak serdik, yattı. Gece bir sesle uyandık. Hanıma:
 
-Ne oluyor? Dedim.

-Bilmiyorum. Dedi. 

Sese doğru gittik. Misafirin yattığı odadan geliyordu. Oturduk dinledik. 

Misafir uyuyordu ama...

Dedemin Can Yoldaşları

Şimdi bu olayı düşünüyorum da ürperiyorum doğrusu. Manzara sizin de gözünüzün önüne geliyor değil mi? 

Bir adam, sırtına içimi tatlı su dolu bir bardağı vurmuş, kilometrelerce ötedeki bir dostuna, Allah Teâlâ’nın rızası için sevdiği, sohbetinden istifade ettiği bir efendisine, dereler, tepeler, vadiler, köyler aşarak tatlı su götürüyor zevkle içsin diye. 

Bu ne muhabbet Allah aşkına! 

Böylesine muhabbetli ruhları ölüm ayırabilir mi birbirinden?

Sayfalar