Rahmetli Ebem

Merhum ebemin adı Elif’tir. Lakabı “Göde Elif”. Göde, iri yapılı, şişman, göbekli anlamına gelir bizde. Ebeme bu lakap yerinde verilmiş demek ki. Kendisi sever miydi, bilemem. Ama ebem güzel bir hanımdı. Dedem O’na âşıktı. “Elifim” derdi O’na. O’nu çok sevmiş, babasının rızası hilafına almıştı. Lakin dedem onu çok sevmesine rağmen, sanırım ebem onun kadar sevmezdi. Evlenirken öyle olmadığını duymuştuk. Demek bu sevgide azalma daha sonra olmuş. Kim bilir ne sebepleri vardır. Bildiğimiz, aralarında kavga çok olurdu. Dedem de bundan mustaripti. “Yaptığım ibadetler bu kavgalar ve öfkeyle söylediğim sözlerden dolayı devrilip dökülüyor” diye çok üzülürdü.

Amma ebem bizi çok severdi. Ben beni bildim bileli namazlı abdestliydi. Babamla muhabbetleri iyiydi. Ama anamla araları iyi gitmemiş uzun yıllar. İkisi de saklamazdı bunu. Kimin yanındaysak, öbürünün aleyhinde laflar dinlemek zorunda kalırdık çocukken, içimizden istemesek, hatta öfkelensek de. Fakat son zamanlarda bu etkisini yitirmişti. Aradaki sular durulmuştu. Kimse kimseyi konuşmaz, kötülemez olmuştu. Az da olsa gidip gelmeler vardı.

Onlar neyse, şu bibilerimin anamın aleyhinde konuşmalarına sinir olurdum. Hatta bazen bu yüzden bunalıma bile girerdim. “Gelmem bir daha yanınıza” derdim içimden. Cevap veremezdim çocukken tabi. Sonraları da alışkanlık oldu, gene cevap vermedim. Laf götürüp getirmezdim. Kim ne dediyse bende saklı kalır ve kaybolur giderdi. Fakat büyüyünce aynı laflar açıldığında “Yeter be! Allah’tan korkun yahu! Bıktık usandık aynı laflardan. ” deyince, bıçak gibi kesildi. Keşke yıllar evvel yapsaymışız bu çıkışı!

Ebem iyi bir kadındı bana göre. Anam da iyiydi. Niye anlaşamazlardı bilemem. Hatta ben biraz büyüyüp olayları kavrar olunca gördüğüm geçmişi yalanlardı. Bir araya geldiklerinde öyle kavgaları olmazdı Bir defasında ebem evimizin önünden bahçeye giderken muziplik yaptığımızı hatırlarım kardeşlerimle. Biz koro halinde “Göööde Eeelif” diye tempo tutturduk. Ebem baktı, öfkeli bir şekilde samırdandı, o kadar. Muhakkak anam söyletti zannetmiştir. Hâlbuki hiç alakası yoktu. Anam susun diye kızdı. Fakat ebem bunu nereden bilecekti ki! Biz vaziyetten kendimize vazife çıkarmıştık, o kadar. Demek olaylar her zaman görüldüğü gibi değildi, mesele iyi araştırılırsa, kavgalar baştan önlenebilir.

Lakin geçmişte olmuş olanlar neden ve nasıl olmuşsa. Az olay dinlemedik tabi. Malum gelin kaynana ve görümce muhabbeti. Ama hepsini de unuttuk gitti. Olan olmuş, biten bitmişti bir kere. Tekrarlamanın ne gereği vardı.

Hayret ki son zamanlarda bibilerim anama çok düşkün oldular. Hele Döndü bibim bizi hayretler içinde bırakıyordu. Anam hastaydı, “ben bakarım” diye başından ayrılmıyordu. Halbuki kendisi de bakıma muhtaçtı. Demek ki kavgalar boştu. Madem işin sonu buydu, bu kadar hatır gönül yıkmanın âlemi neydi?

Ebem torunlarına karşı çok merhametliydi. Yanına her gidişimizde bizi çok sever, hediyeler verir, sevindirirdi. Bir şeyini beğenmezdim; dedem başkalarıyla konuşurken, dinlemez, hatta onu kızdıracak şeyleri zıddına konuşurdu. “Yahu sus” derdik sessizce veya işaret ederdik dedeme çaktırmadan. Biz korkardık dedem şimdi kızacak, bağıracak diye. O zaman bizim de ağzımızın tadı kaçacak, mecliste muhabbet kalmayacaktı. Fakat ebem hiç korkmazdı. Hâlbuki dedemle arası çok muhabbetli değildi o sıralarda. Birkaç kere evi terk etti ebem. Dedem, o gider gitmez “Elifimmm” demeye başlar, ağlar inlerdi. Biz o zamanki kafayla:

-Yahu dede, gitmişse gitmiş, kurtuldun işte, niye hala adını sayıklıyorsun? Derdik.

-Yalnızlık Allah’a mahsus evlat, derdi bizlere. Ne eder eder, ya kendisi gider, ya da birini gönderir geri gelmesini sağlardı.  

Rahmetli dedem ebemi çok sever ve dolayısıyla da çok kıskanırdı. Çok kavgaya bunun da bir sebep olduğunu tahmin ediyorum. Artık bu gün tecrübelerimizle anladık ki, birçok aile kavgasının altında, bu aşırı kıskançlık yatıyor. Ama birçok ailenin bozulması, kadınların yuvalarını terk ederek birilerinin peşinden gitmelerinin altında da kıskançsızlık yatıyor.

Demek ki her şey gibi kıskançlıkta da ifrat ve tefritten uzak, orta yolu tutturmak, dengeli ve mutedil hareket etmek gereklidir.