
Bir fikrin veya bir ahlak nizamının insan zihninde yer etmesi kıymetlidir; fakat o ahlakın yaşanmış bir modele dönüşmesi, insanlığı peşinden sürükleyen asıl keramettir. İslam’ın getirdiği güzel ahlakı, sadece kitaplarda yazılı nazarî, felsefi bir teori olarak kalmamış; Medine sokaklarında, savaş meydanlarında, devlet yönetiminde ve aile ocağında bizzat yaşanmıştır. Bunun en berrak şahitleri ise insanlığın altın çağı olan Asr-ı Saadet’tir.
Bu eser, ilk kitabımızda kaynaklarıyla ve değişik boyutlarıyla ele aldığımız "Engin Gönül Tevazu Ahlakı" çalışmamızın pratik karşılığı, yani hayata dönüşmüş şeklidir. Burada, kâinatın efendisi olduğu halde bir köle gibi yere oturup yemek yiyen, kendi söküğünü diken, sahabesinin arasında özel yeri, koltuğu, tahtı, tacı olmayan, oturduğunda mecliste başkalarından ayırt edilemeyen bir Peygamber’i (s.a.v.) anlatacağız. Yine onun terbiyesinde yetişerek devlet başkanı olduklarında bile yetimlerin koyununu sağan, sırtında un çuvalı taşıyan, yaşlı veya engelli olup da günlük işlerini göremeyenlere bakan halifelerin dünyasına kapı aralayacağız.
Maksadımız, bu kıssaları sadece birer tarihi özlem olarak okumak değil; onların adımlarından kendi hayatımıza, ailemize ve günümüze düşen hisseleri devşirebilmektir. Satırların kalbinize dokunması ve hayatınıza tevazu eksenli bir yön vermesi duasıyla...
| Ek | Boyut |
|---|---|
| 1.29 MB |
