Latife Ve Nüktenin Gücü

Ailede sevgi, saygı, hoşgörünün devam etmesi için zaman zaman şakalar yapmak, onları hem eğitmede, kusurları bağışlamada, hem de gönülleri almada yardımcı olur. İyi bir öğretmen dersinde yorulan zihinleri tazelemek, dağılan ilgileri toplamak için arada bir şaka yapar, bir fıkra anlatırsa, ne kadar faydalı olur. İnsanlar öylesine bir hoşgörü ve sevgi gösterir ki herkes gülüp sevinir, memnun kalır. Tıpkı Nasreddin Hoca da olduğu gibi.

Nitekim Nasrettin Hoca'nın iki karısı varmış. Bir gün birini bir kenara çekip kendisine bir mavi boncuk vermiş. “Al bunu sakla; sakın ortağına bir şey söyleme!” demiş. Bir başka zaman da ötekine aynı şeyi söylemiş. Bir gün kadınlar, Nasrettin Hoca'nın hangisini daha çok sevdiği hususunda münakaşaya girmişler. Anlaşamayınca, meseleyi Nasrettin Hoca'ya sormuşlar. “Hangimizi daha çok seviyorsun?”         

 Hoca her ikisini de mânâlı mânâlı süzerek: “Mavi boncuk kimdeyse, onu” demiş.

Ailede büyüklerinin, görülen yanlışlıkları düzeltmede latife yollu ıslaha çalışmaları, kabahat, kusur veya suçları yüze vurup utandırmadan çözüme kavuşturmaları çok önemlidir.  Çok söz arsız edermiş. Ulu orta yapılan tenkitler ve acı sözler, yüzsuyunu dökerek kişileri yüz göz eder, aradaki sevgi ve saygıyı bitirir. Giderek aile disiplinin ve düzenini bozar. Özellikle de aileye sonradan katılan gelin, damat, kayınlar, kuzenler gibi akrabaları aile düzenine uyum sağlamada başarılı olmada nezaketle ve zekice yapılan zarif şakaların, ince nüktelerin ve lütufkâr latifelerin önemi çok daha büyüktür, çok daha etkin ve kalıcıdır, çok daha iyi neticeler doğurur.