Deli de Gerekmiş

Dedemin babasının Körsülü’de tarlaları ve çalıştırdığı bir değirmeni varmış. Hartlap’taki evinden sürüsü çıkarken bir ucu Öşlü’yü bulurmuş. Yazın o değirmenin çok büyük geliri olurmuş. Bu serveti başkalarından evvel evlatları yemiş bitirmiş.  

Neyse, biz asıl hikâyeye gelelim. Bazen dedem de o değirmende çalışırmış. Tövbe etmediği eski günlerinin birinde maceralı ama çok tehlikeli bir gün geçirmiş. Onu yakalamaya çalışan bir bölük jandarmanın elinden Ceyhan nehrine atılarak zor kurtulmuş. Yorgun argın babasının değirmenine varmış. Biraz istirahate çekilmiş.  

Derken bir zorba, daha sonra geldiği halde yalnız bir kadının sırasını elinden almaya kalkmış. Çalışan işçiler o zorbaya bir şey diyememişler korkularından. 

Kadının şikâyet için çıkardığı gürültüsüne dedem uyanmış. Uykusunun bölündüğüne canı sıkılmış. “Ne var? Ne bu gürültü?” diye olayı sormuş. Öğrenince de zorbanın çuvalını tuttuğu gibi dışarı atmış. 

Adamın buğdayları yerlere saçılmış. Zorba adam bakmış ki karşısında “Deli Hösin” var. Çatmaya gelmez. Mecburen kuyruğunu kısarak gitmiş. 

Babasına bunu anlattıklarında “her eve bir deli gerek derlerdi, doğruymuş ho” demiş rahmetli.

Peki, o hayattan nasıl tövbe etmiş?

Kendisinden duyarak öğrendiğimi anlatayım.