Köyden Köye Bardakla Su
Ömer Faruk Paksu Hocam bir gün şöyle demişti:
“Rahmetli dedeni hatırlarım. Sırtında koca bir bardakla amcam Hacı Ahmet Tevfik Paksu Efendinin yanına gelirdi yazın göçtüğü Zeytindere’ye. Ondan bize az az su içirirlerdi. Hartlab’ın suyu tatlıydı, kıymetliydi.”
Bu efendi, dedemin tarikatta büyüğüydü; muhterem bir zattı. Bardak dediğim ise malum, çam ağacından yapılırdı. Hani şu “eski çamlar bardak oldu” derler ya, işte o bardak. Yeni nesil, deyimdeki bardağı modern bir “su bardağı” sanabilir belki. Koca bir çam gövdesinden, en az yetmiş santim boyunda bardak yaparlardı eskiden. Su, o ahşap içinde hem serinler hem de lezzetini kaybetmeden kalırdı. Bir veya bir buçuk metre boyunda olanlarına ise “küp” derlerdi. İçine bazen sakızlık ağacının dalı atılırdı ki, içerken damakta hoş bir tat bırakısın. Sonra buzdolabı çıktı, bu bardaklar da küpler de tarih oldu maalesef. Maalesef diyorum, çünkü elektrikli dolaplar suyun o doğal tadını değiştiriverdi.
Şimdi bu olayı düşünüyorum da ürperiyorum doğrusu. Manzara sizin de gözünüzün önüne geliyor değil mi?
Bir adam, sırtına içimi tatlı su dolu devasa bir bardağı vurmuş; kilometrelerce ötedeki bir dostuna, Allah Teâlâ’nın rızası için sevdiği, sohbetinden istifade ettiği efendisine, dereler, tepeler, vadiler, köyler aşarak tatlı su götürüyor. Sırf o aziz insan zevkle içsin diye...
Bu ne muhabbet Allah aşkına!
Böylesine muhabbetli ruhları ölüm ayırabilir mi birbirinden?
Dedemin Can Yoldaşları
Dedemin dervişlik yolunda kıymetli birkaç arkadaşı vardı. Bunlardan üçü çok önemliydi. Biri ve herhalde birincisi, Öşlü’den Deveci Ali Emmi’ydi; halk arasındaki adıyla Alicik Emmi. Hani şu dedemin tövbesini anlatırken bahsettiğimiz Öşlü’lü Ali Emmi...
Ben kendisini göremedim maalesef, lakin kerameti zâhir bir derviş imiş. Yıllarca Maraş Ulu Camiinde itikâfa girmiş. Merhum babamın anlattığına göre bir gün Hafız Ali Efendi vaazında, “Şurada bir Ali Emmicik de olmasa Ramazanda itikâfa giren kalmadı” diyerek bu ibadeti sürdürenlerin azalmasından şikâyet etmiş.
Kime sorduysam, “Alicik Emmi başkaydı” dediler. Ruhu şâd olsun.
Diğerlerine gelince, gelecek yazıya kalsa olur mu?
