Geçen aklıma geldi, anama tekrar sordum. Bizim köyde gariban birisi var. Adam sağ mı diye birisine sordum. “Elinde bir horoz dolanır durur” dedi. Neyse, adını vermeyelim şimdi. Bunlar fakir insanlar. Adam çalışmaya gitmiş. Kadıncağız da arkadaşları ile dağa odun toplamaya gitmiş. Fakirliğin gözü kör olsun, dağdan topladığı odunu sırtına alarak eve getirirlermiş.
Zavallı köy kadınlarının işi biter mi? Sabahleyin hayvanların sütü sağılacak, altları temizlenecek. Ev halkına erkenden çorba pişirilecek. Sonra bahçeye gidilecek. Hem sulanacak, hem de sebze ve meyveleri toplanıp eve getirilecek. Çeşmeden kovalarla eve su taşınacak. Üç öğün yemek yapılacak. Çamaşır bulaşık yıkanacak. Ev süpürülüp temizlenecek. Arada bir toplanıp imece usulü ekmek yapıp pişirilecek. Daha neler neler! Bu kadar işin içinde o kadar çocuğu nasıl yapıp yetiştiriyorlar, anlamıyorum.
Her neyse, biçare kadınlar bir yük odun getirmişler sırtlarında. Elif hanım “nasıl olsa kocam evde yok. Elim değmişken bir yük daha gideyim oduna” demiş. Sırtıyla evine bir yük odun daha getirmiş. Tabi iyice terlemiş. Çamaşırını bir suya vurmuş. Kendisi de bir banyo yaparak terini atmış. Akşama yakın olmuş bu arada. Yorulmuş, uzanmış yatağına yatmış.
Derken erkeği gelmiş eve işinden. Bakmış hanımı yatıyor. Yanına varmış, elini şöyle bir başına atmış. Okşayarak uyandırmak (!) istiyordu zahir.
Tövbe demen mi, zavallılardan kim görmüş o nezaketi? Neyse, adam elini hemen çekmiş eşinin başından Çünkü eline bir yaşlık gelmiş.
Öfkeyle uyandırmış karısını. Kadın şaşkın şaşkın bağıran herifine bakıyormuş. Uyku sersemliği gidip de aklı başına gelince anlamış adamın dediklerini:
- Lan k****, kiminle yattın da çimdin?
Kadıncağız şoktadır tabi. Korkaraktan bin bir yemini birden eder. Olayı olduğu gibi anlatır. Şahitlerini söyler, ama nafile. Herif üçten dokuza boşar avradı.
Ne demek üçten dokuza avrat boşamak? Cahil adamlar daha bir karı boşamasını bile bilemezler, erkek geçinirler!
Çaresiz kadın gider babasının evine. Per perişan bir şekilde yaşar.
Aradan yıllar geçer. Adam çok pişman olur. Gidip yeniden evlenmek ister. Fakat bu sefer de karısı kabul etmez bir daha. Aferin ona!
Adam başkasıyla da evlenemez. Elin aralığında per perişan bir şekilde yaşar. Ahir ömründe tekrar gider kadına. Fakat o onurlu hatun yüz vermez asla.
Bu ne yahu?
Bu cahillik laik devletin gayri milli pozitivist okullarında bile yoktur yani.
Eşiyle, çocuklarıyla gül gibi geçinen köylülerin arasından bu kaba saba adam nasıl çıkmıştır!..
