Helaller Ve Haramlar

Yasaklar Olmasa Olmaz mıydı?

Bir yerde devlet ve düzen varsa, bir kısım hürriyetleri sınırlayan bir hukukun olması, yani bazı emir ve yasakların olması tabii ve zarurîdir. Bu yüzden haramların, yasakların, günahların olmadığı bir dünya ve onun içinde sonsuz özgür bir insan düşünmek, hayaldir.

Haramlar İnsanı Korumak İçindir

İnsanlığın dünya ve ahiret saadetini sağlayan yüce İslam dini, kendine has erişilmez ve vazgeçilmez yapısında kullar için bazı sınırlamalar getirmiştir. Haram veya mekruh dediğimiz bu sınırlamalar, İslam’ın her emrinde olduğu gibi, yine bireyin ve toplumun faydası gözetilerek konulmuştur.

O yüzden, bir kısım haramlar vardır ki nefislerin yaşaması ve bedenin ıslahı maksadıyla konulmuştur; insan öldürme, alkol ve uyuşturucu kullanma, pis ve zararlı şeyleri yeme gibi. Bir kısım haramlar da insanların arasını bozması ve sosyal düzensizliğe sebep olmasından ötürü yasaklanmıştır; zulüm, tecavüz, aldatma, su-i zan, gıybet, tecessüs gibi. Yine bir kısım fiiller de ırz ve namusların korunması amacıyla haram kılınmıştır; zina, fuhuş, açık saçıklık gibi.

Haramların Cezaları Neden Farklıdır?

Bu haramların içinde bir bölümü nefse hoş ve cazip gelir. Bu sebepten dolayı o yasaklanırken, bir yandan ahiretteki ceza ile korkutulmuş, diğer yandan da dünyada bir ceza konularak, vazgeçilmesi sağlanmaya, caydırılmaya çalışılmıştır. Genellikle bunlar hukukun konusudurlar.

Bir bölümü de var ki, insanlar ondan zaten nefret ettiğinden, dünyada bir cezaya gerek görülmemiş, sadece ahirette o haramı işleyenlerin azap çekeceği bildirilmiştir; pislik yenilmesi, zehir içilmesi gibi. Bu alan hukuktan daha çok ahlak ve terbiyeye bırakılmıştır.

Haramların zararları nispetinde dereceleri vardır. Eğer temel insan hakları da diyebileceğimiz dinin maslahatlarını ve menfaatlarını gözettiği temel ilkelere verdiği zarar büyükse ve insanın isteklerine, şehvetlerine, hırslarına da uygun düşüyorsa,  bu haram büyüktür, (kebire - kebair), cezası da hem dünyada, hem de ahirette o derece büyük olacaktır. Mesela öldürme, yaralama, zina, şarap içme, hırsızlık gibi. Burada suç başkalarına zarar verdiği gibi, nefsin de yerine göre arzu ettiği bir şeydir. İşte bu suçtan insanı alıkoymak için, hem bu dünyada, hem de ahirette bir cezası olacaktır. Bu da caydırıcılık oranında büyük olacaktır. Yukarıda dediğimiz gibi bunlar hukukun konusudurlar.

 Değilse, yani işlenen günah nefse sevimsiz ise ve zararı kendinden başkasına gitmiyorsa, o günah da, zararı da, haliyle cezası da küçük (sağire - seğair) olacaktır. Belki de dünyada hiç cezası olmayacak, ceza tamamen ahirete bırakılacaktır. Biraz önce verdiğimiz örneğe bakalım, taş toprak yemek canın çektiği bir şey değildir ve başkalarına da zarar vermez. Öyleyse bu günaha dünyada bir ceza vermeye gerek de yoktur. Bu kısım da ahlak ve terbiyenin işidir.