Ne yazık ki hayatımızda nice bakan, vali, müdür gibi makam sahiplerinin, bütün hayatını insan eğitimine harcamış nice âlim ve bilge kişileri, hem haksız ve hukuksuz olarak, hem de çok kaba ve hoyratça incittiklerini, temel haklarını gasp etiklerini gördük.
Akıllı, bilgili ve tecrübeli insanlar bilirler ki, en güzel kıvamda yaratılan insanlar, bu dünyada da, ahirette de makamlarıyla değil, imanları, ahlâkları ve faziletleriyle değerlidir.
Allah Teâla buyurur:
“Allah katında en değerliniz, en takvalı olanınızdır”. (Hucurat 13)
Allah kalplere bakar. Oradaki imana, ahlaka bakar. Mala makama, soya sopa, güzelliğe çirkinliğe değil.
Nice gösterişsiz insanlar vardır ki Allah katında çok büyük, nice makam ve servet sahipleri vardır ki hakikatte çok küçüktür.
Kibirle yükseldiğini sananlar, aslında fazilet ehlinin ulaştığı zirveleri göremezler.
Makamların gölgesine aldananlar, hep emsallerine baktıklarından, çoğu zaman güneş gibi parlayan fazilet sahiplerini göremezler. İktidarın parıltısına kapılanlar, çoğu zaman hikmetin ve erdemin sessiz vakarını fark edemezler.
İnsanların değerini mevkiyle servetle ölçenler, gerçek büyüklüğün ahlâk ve fazilette olduğunu nereden anlayamazlar!
Makama secde eden gözler, faziletin nurunu seçemez.
Maalesef insanları koltuklarına göre tartanlar, çoğu zaman Allah katında en değerli olanları hafife alırlar.
Çok gariptir ki, nice kıymetli insanlar, makam sarhoşlarının küçümseyen bakışları arasında hak ettikleri değeri görememiştir. Makamların büyüttüğü gözler, faziletin büyüklüğünü göremez.
Cenâb-ı Hak bizlere, insanları dış görünüşleri ve mevkileriyle değil; takvaları, ilimleri ve güzel ahlâklarıyla değerlendirebilmeyi nasip etsin.
