
Yazıdan dönüşte yaşanan bu bitkinlik çok sürmez geri dönüşlerde. Bir iki hafta sonra köy kendi rutinine döner. Hem de daha keyifli ve sevinçli olarak. Çünkü babalar kışlık zahrayı tutacak, pılı pırtı alacak, bakkalın biriken borcunu sildirecek parayı bulmuşlardır. Köyde bulgur kaynatıldı mı, tarhana yapıldı mı, bağın şiresi de çıkarıldı mı, artık o sene kurtulmuş demektir. Yakacak odun dağda, yağ beslediği hayvanlarda, salçalar bahçede, kuru incir üzüm de bağda sergendedir. Artık köylünün değmeyin keyfine! Aş tamam, üst baş tamam, tabii bestil, bastık, samsa, sucuk, kuru incir ve üzüm gibi tatlılar ile hapısa gibi pastalar da tamam. Tarhananın yanına biraz ceviz ve badem de konmuşsa, gelsin artık uzun kış geceleri. Babalar bir yerde, analar bir yerde, çocuklar da ayrı bir yerde, herkes kendi mevzusunda, kırarlar belini lafın!
Akşam yemeğinden sonra, gündüzün yarım kalmış oyun sevincine bir başka heyecan eklenirdi bizde; ya misafirliğe gidilecek, ya da misafir gelecektir. “Kabul eder misiniz?” demek de ayıptır, dedirtmek de. Evdelerse selam verip girilir, yoksa dönüp gidilir, o kadar. Misafir gelince çaylar demlenir, kuru incir, bestil bastıklar çıkar, tarhana ıslanır, cevizler ortada çat pat kırılır, narlar soyulur, ayvalar ortalığı kokudur. Şimdi yazarken bile ağzımı sulandıran ravandalar tas tas sunulur.
Hele ev sahibi cömert davranıp bir de tatlı yapmış, lokma dökmüşse, o gece müstesna bir gece olarak unutulmaz olur. Artık vurulur lafın kafasına gözüne. Elektirik yok ki “ceyran gitisin”. Lambaların, fenerlerin camları gündüzden silinir. Gaz yağları doldurulur. Fitillerinin yanık yeri alınır. Hele bir de löküs varsa, iyice pompalanıp ışığı parlatılır. Artık değmeyin keyfimize. Ne televizyon, ne radyo, ne internet derdi yok o zamanlar. Sımsıcak bir sohbet var ortada. Yani insan var hep gündemde.
Evet, o uzun kış gecelerinde oturmaya gidilir. Yüzlerde bir tebessüm, çehrelerde bir neşe, evin her tarafına sinen bir mutluluk ve huzur vardır. Kimi heyke anlatır tiyatroya bedel. Kimi siyret okur, sinama yanında haltetmiş. Hele avcılar, katırcılar, kaçakçılar, asker arkadaşları bir araya geldiler mi, artık laf bitmez, kapanın elinde kalır söz. Radyodaki “arkası yarın” programları gibi devliki gün iple çekilir.
Ve ağır işler olmadan istirahatla geçen kış gündüzleri ne güzeldir! Hayvanları yemleyip suladın mı, akşama yakacak odunları kırdın mı başka iş yok. Gündüz saatleri cami avlusunda, düven önlerinde, bıçakçı dükkânlarında, taze haberlerle, horalı laflarla, şaka ve muzipliklerle, akşam misafirlikte anlatılan heykee’lerin, masalların yorumları ve dedikodularıyla bir solukta geçer.
Ne güzel şeydi yaşamak kışın köylerde.
