Yazılar

Ayıp Oluyor Beyler!

Terör belasının açtığı ateşle ülkenin bağrı cayır cayır yanıyor. Ama buna elbirliği ile çare olacak siyasiler ve onların liderleri hala bir araya gelemiyorlar.

Davet mi, ziyaret mi?

Sen mi bana gelirsin, yok ben mi sana giderim.

Yahu memleket yanıyor, enaniyet davası sürecek zaman mı?

Ayıp oluyor beyler!

* * *

Neden 550 milletvekili var?

Bu sayı daha aşağıya çekilemez mi? Siyasilerin sus payı verme mecburiyetlerine mahkum muyuz biz?

Bunu neden gündeme getiriyorum?

“Şeriat İslam mı?” 2

Devlet ise aynı havasında devam ediyordu. Yetkili üst düzey bürokratlar, yargı, ordu, üniversite çirkin bir dil ile dere tep düz gidiyordu inkar ve aşağılamada. Fakat siyasetçiler azıcık değişmiş, öyle ulu orta açıktan şeriat düşmanlığı yapamaz olmuşlardı. Artık "Şeriata karşıyız" diyemiyorlardı ama kendilerince icap ettikçe "teokrasiye karşıyız" diyorlardı.

Bu üslup ve ifade biçimi de yeni tartışmalara sebep olurdu: Acaba İslam’da teokrasi var mıdır?

Teokrasi ile şeriat aynı mıdır?

Değilse farklar nelerdir ve böyle söyleyenlerin maksatları nedir?

“Peygamber Ocağı” İstiyoruz

Evet, millet olarak bizler suçlu yatağı değil, “peygamber ocağı” bir ordu istiyoruz. Bunu beslediğimiz ordudan istemek, millet olarak bizim hakkımızdır.

Aslında söze şöyle başlamak istedim; “Bunu konuşmayacaksan, neyi konuşacaksın?”

Ama Sayın GKB Başbuğ bu yazıyı yazdığım tarihte hala konuşmamış, kurumuna bir açıklama yaptırmamıştı. Bence bu calib-i dikkat bir olaydır. İnsan ister istemez buna içerliyor ve “Bunu Konuşmayacaksan…” diyor.

Biraz da Türkler Kürt Olsun mu?

Biraz empati yapalım mı? Yani kendimizi muhatabımızın yerine koyarak düşünüp taşınalım mı?

Yapalım, herkes faydalı diyorsa, niye yapmayalım ki!

Hani “karda yürürken kart kurt sesi çıkınca…” hikayesi malum.

Şimdi yeni bir hikaye uydursak nasıl olur?

Mesela desek ki “Horasandan bataklık Anadolu’ya gelince, bastıkları yerden “türk turk” sesleri gelince bu gelenlere “Türk” dendi. Yoksa asılları Kürt idi.”

Ne dersiniz bu hikayeye, sizce tutar mı?

“Tutmaz” diyorsanız size başka bir hikaye anlatayım. Ama bu yaşanmış cinsinden gerçek bir hikaye.

“Rumlar Türbanı Serbest Bıraktı” Ya Türkler?

Başlığa bakınca “geç kalmadınız mı?” demeyiniz.

Yazsak da maşallah gündemin ardından yetişemiyoruz.

Neyse, haberlerde de izledik ama yazılı basında Taraf manşet atmış aynen başlıktaki gibi.

Altında iri harflerle şöyle yazıyor:

“Türkiye hâlâ üniversitedeki türban yasağını tartışıyor.

Kıbrıslı Rumlar ise ilkokul öğrencisinin bile derslere türbanla girmesine izin verdi. Gerekçe: Din özgürlüğü.”(*)

Gözlerinize inanın lütfen, yazılanları okuyun da kahrolun, koca Türkiye Rumlar kadar olamıyor:

Acınası Haller

Sayın İlker Başbuğ birkaç kez tekrarladı ya “ordu demokrasiye saygılıdır” diye, (pardon, saygılı mı demişti, yoksa bağlı mı demişti, şimdi tam hatırlayamadım) bunu fırsat bilerek birçok insan başından geçenleri anlatmaya başladı. Hatta kimileri kitap bile yazdı. İskender Pala üstadımızınki farklı bir olay elbette.

Ne oldu sonunda?

Bir cevap mı geldi?

Bir şeyler mi değişti?

Bana sorarsanız şimdilik o cephede yeni bir şey yok.

“Ya Hayır Söyle Ya Sus”

Ben böyle düşünüyorum; keşke Fethullah Gülen Hocaefendi bir siyasi gibi her olayda demeç vermese, dünya işlerini bu kadar çok konuşmasa, eskisi gibi siyasi ricalden uzak dursa. Değilse bu tür demeçler, sempati kazandırdığı kadar, kırıklık ve burukluğa da sebep oluyorlar.

Kimse Ummamış

Haberleri izliyoruz, dünya şaşkın.

Herkes “bu nasıl olur?” diyor.

Bu kadar haksızlığı, hukuksuzluğu, eşkiyalığı, korsanlığı kimse ummamış, itiraf ediyorlar.

“Bu akıl mantık almaz bir şey! Bu bir çılgınlık” diyorlar.

Özellikle de batı böyle diyor.

Evet, bu bir çılgınlık. Sırtını ABD’ye dayayarak bunu hep yapıyor İsrail. Hep yaptığı bir şeyi bu kadar şaşkınlıkla karşılamak da suçüstü yakalanmak değil midir? Perşembenin gelişi çarşambadan belli olmalı değil mi?

Gazze savaşı ne idi?

Hala süren ambargo ne?

Referandum Seçim Değil ki?

Haberi okuyunca şaştım doğrusu. Biraz durdum ve düşündüm, bu sefer şaştığıma şaştım doğrusu.

Önce haberi okuyalım: “Ali'siz Aleviliğin öncülerinden Ali Balkız, referandumda hayır oyu kullanacaklarını söyledi.”
Gerekçesi neymiş bakınız: ”Balkız, Alevilerin Anayasa değişikliğine AK Parti beklentilerini karşılamadığı için 'hayır' diyeceğini söyledi.”(*)

İyi de, referandum seçim değil ki? Referandumdan maksat, hükümetin icraatlarını beğenip beğenmemek, onaylamak veya reddetmek değil ki? Bu, genel ve kısmen de yerel seçimlerde olur.

“Millet”in Başına Gelen Felaket

Biz çocukluğumuzda bir hayli kafa karışıklığını yaşadık hayretler içinde.
Mesela özel olarak Kur’an öğrenmek için mahallemizdeki “okumaya” gittiğimizde
hocamız din dersi saatinde “haydi hep beraber” der, bize topluca söyletirdi.
Biz de neşe içinde bağırarak söylerdik:

Sayfalar