Yazılar

Bazen Bir Bakış Yeter

İnsanın içinde cevher olursa bazen bir söz yeter. İnsanlar da madenler gibidir” diyor Sevgili Peygamberimiz (s.a.v). Kimi altın, kimi gümüş, kimi bakır, kimi demir, kimisi de tenekedir. Fakat hepsi de gereklidir değil mi?

Bir gün Musa Topbaş Efendi çok yakınımda birkaç kişiyle konuşuyordu. Ben de duyabileceğim kadarıyla istifade edeyim diyerek kulağımı ona vermiştim. Birisinden mi bahsediyordu, genel mi konuşuyordu bilemiyorum ama şöyle diyordu: “…çok büyük kabiliyeti var, ama farkında değil, kıymetini bilmiyor.”

Anlayamıyorum Ama II

“Yine de içimden bir ses yükseliyor” demiştim geçen yazıda. Şimdi o sese kulak veriyorum:

Anlayamıyorum Ama I

Bazı kardeşlerime hayret ediyorum. İyi niyetlerini anlıyorum, ama yaptıklarını anlamıyor ve hayret ediyorum. Ama karşı çıkıp kavga etmek de istemiyor, dua ederek susuyorum.

“Kardeşlerim” diyorum. Çünkü imanlarında asla şüphem yoktur. Hatta ibadet ve salih amellerini görüyor ve takdir ediyorum. “İslam davası” diyerek hizmet için çabalamalarını da görüyor ve o çabalara gıpta ediyorum.

Diyeceksiniz ki “peki ama neyi anlamıyor da hayret ediyorsun?”

Eleştiri ve İnsaf

Her Müslüman yöneticilerini denetleme hakkına sahiptir. Nazik ve kibarca araştırma, sorgulama, eleştirme, tenkit etme, yani değerlendirme hakkına da sahiptir. Yöneticiler, hesap vermeden kaçamazlar. İstişareye de, eleştiriye de açık olmalıdırlar. Bu hilafetin bir hakikatıdır ve inancımızın bir gereğidir.

Adalet Devlet ve Yasama

Yargının felç olduğu, insanlar nezdinde iyice güvenini kaybettiği, siyasallaştığı, kendi içinde ideolojik kamplara bölündüğü ve tarafsızlığını yitirdiği iddialarının ayyuka çıktığı bir zamanda yaşıyoruz.

Zaten hukukun ve hukukçuların halkından kopuk, halkına tepeden bakan, halkın inancına, örfüne ve isteklerine ters düşen bir tarafı olduğu hep şikayet konusu idi. Adı üstünde “batı hukuku” kopyalanıp alınıyor ve üstüne “madein türkiş” yazılıyordu.

Asıl Olan İnsan Ve Toplumun Kalitesi

Acaba çağdaş demokratik laik liberal devletlerde birisi darbe veya daha başka kanunsuz yollarla iktidarı ele geçirdi, buna kurumların ve kişilerin tutumu ne olur?

Ya da daha insaflı soralı; ne olmalıdır?

Ya da şöyle soralım, bu tür olaylar geçmişte yaşandı mı acaba?

Sizler bunu düşünürken ben böyle bir durumun İskam Devletinde ve toplumunda nasıl olacağı hakkında bazı bilgiler sunayım isterseniz.

Susma Anlat

Bu günlerde sistem temellerinden sarsılıyor, yapılan bir çok haksızlıklar ve zulümler bir bir açığa çıkıyor, kendini yarı tanrı görerek toplumu aşağılayan kişi ve kurumlar derin yaralar alıyor.

Halkın yüreğini kanatan bütün bu acı durumlar yerini bir sevinç ve rahatlamaya bırakmaktadır. Halk olaylara bakarak yeniden yapılanma ümit ve gereğini haykırmaktadır.

“Adi” Kim?

Haberi duyunca içim cızzz etti. Bu kadarını beklemiyordum doğrusu.

“Aşağıdan birileri yanlış yapsa da, yukarıdan birileri doğrusunu yapar ve izin vermez yüce milletine saygısızlığa” diyordum. Ama habere göre aşağıdan birisi “adi”lik yapmış, yukarıdan birisi de onun “başbakan” olmasına izin vermiş. İtiraz etmediğine göre demek kendisi de o düşüncedeymiş…

Bunu yapanlar çor çocuk değil. Yapan bir idari Üs Çavuş. Onaylayan Erdek Deniz Üs Komutanı Deniz Kurmay Kıdemli Albay,

Bu hakaret suç değil mi?

Suça resmen izin verilir mi?

Hem de açıktan imza atarak.

Yanlışa Tavır II

Bütün yazılarımızı konularına göre tasnif edelim dedik. Bu arada bu ve bir önceki yazımız da yayınlanacaklar dosyasında bulundu. Oysa daha önce yayınlanmış, ama yerinden kaldırılmamış.

Yanlışa Tavır I

Adam utanmadan sıkılmadan açıktan ırkçılık yapıyor. Hatta bu yüzden Müslümanların kanlarının dökülmesine fetva veriyor. İş fetva ile kalsa, maalesef kanlar dökülüyor, canlar ölüyor, mallar zayi oluyor, ama onun etrafındaki Müslümanlar, o ırkçı melunu uyarmıyor, uyarsa da dinlemediğini görünce terk etmiyorlar. Yanlış olduğunu söyleseler de, dostluğu bitirmiyorlar.

Bu her ırktan ırkçı için geçerlidir demeye gerek var mı?

Peki bu İslam’ın en önemli emirlerinden olan “Hubb-u lillah, buğz-u fillah”, yani “Allah için sevme ve Allah için buğzetme” ilkesine ters düşme olmuyor mu?

Sayfalar