Yazılar

Ağlatan Manzara

İmanın iki dünyada da saadet,
inkârın iki dünyada da azap olduğunu biliyoruz. Ve imanın bir ihsan-ı ilahi
olduğunu da görüyoruz. Hamdolsun, şükrolsun.

 

Milli Ve Manevî Değerlerimiz Kaybediyoruz


Her geçen gün milli ve manevi
değerlerimiz kayboluyor. Özellikle gençlerimizin milli ve manevi değerlerimizi
yeterince önemsemediğini görüyoruz.

 

Onu Tanımak Siyer Okumak

Şahsen fakir de
hissetmişimdir ki, hayatımın en güzel, en coşkulu anları, siyer okuduğum veya
anlattığım anlardır.

İnsan, hayalen asr-ı
saadete gidiyor, Âmine Hatunla seviniyor, Ebva’da annesini kaybeden yetimle
ağlıyor. Rahip Bahira ile şaşırıyor.

Eleştiri ve İnsaf

Her Müslüman yöneticilerini denetleme hakkına sahiptir. Nazik ve kibarca araştırma, sorgulama, eleştirme, tenkit etme, yani değerlendirme hakkına da sahiptir. Yöneticiler, hesap vermeden kaçamazlar. İstişareye de, eleştiriye de açık olmalıdırlar. Bu hilafetin bir hakikatıdır ve inancımızın bir gereğidir.

Adalet Devlet ve Yasama

Yargının felç olduğu, insanlar nezdinde iyice güvenini kaybettiği, siyasallaştığı, kendi içinde ideolojik kamplara bölündüğü ve tarafsızlığını yitirdiği iddialarının ayyuka çıktığı bir zamanda yaşıyoruz.

Zaten hukukun ve hukukçuların halkından kopuk, halkına tepeden bakan, halkın inancına, örfüne ve isteklerine ters düşen bir tarafı olduğu hep şikayet konusu idi. Adı üstünde “batı hukuku” kopyalanıp alınıyor ve üstüne “madein türkiş” yazılıyordu.

Asıl Olan İnsan Ve Toplumun Kalitesi

Acaba çağdaş demokratik laik liberal devletlerde birisi darbe veya daha başka kanunsuz yollarla iktidarı ele geçirdi, buna kurumların ve kişilerin tutumu ne olur?

Ya da daha insaflı soralı; ne olmalıdır?

Ya da şöyle soralım, bu tür olaylar geçmişte yaşandı mı acaba?

Sizler bunu düşünürken ben böyle bir durumun İskam Devletinde ve toplumunda nasıl olacağı hakkında bazı bilgiler sunayım isterseniz.

Susma Anlat

Bu günlerde sistem temellerinden sarsılıyor, yapılan bir çok haksızlıklar ve zulümler bir bir açığa çıkıyor, kendini yarı tanrı görerek toplumu aşağılayan kişi ve kurumlar derin yaralar alıyor.

Halkın yüreğini kanatan bütün bu acı durumlar yerini bir sevinç ve rahatlamaya bırakmaktadır. Halk olaylara bakarak yeniden yapılanma ümit ve gereğini haykırmaktadır.

Yağcılık Dalkavukluk ve 28 Şubat

İslam Dininin sevmediği ve çok çirkin saydığı huylardan birisi de, Allah Teâlâ’ya isyan ederek baş kaldırmış, gücüne kuvvetine güvenerek kul haklarına tecavüzden sakınmamış zalimlerle karşılaşıldığında, onların hoşuna gider bir şekilde konuşmaktır. Buna ahlak ilminde Müdâhene, yağcılık veya dalkavukluk denmektedir.

Oysa vazifesi kalbiyle sevmediği o zalimin yüzüne yağcılık yaparak dost gibi gülmek değil, bilakis hakkı tebliğ ile ikaz ve nasihat etmektir.

“Adi” Kim?

Haberi duyunca içim cızzz etti. Bu kadarını beklemiyordum doğrusu.

“Aşağıdan birileri yanlış yapsa da, yukarıdan birileri doğrusunu yapar ve izin vermez yüce milletine saygısızlığa” diyordum. Ama habere göre aşağıdan birisi “adi”lik yapmış, yukarıdan birisi de onun “başbakan” olmasına izin vermiş. İtiraz etmediğine göre demek kendisi de o düşüncedeymiş…

Bunu yapanlar çor çocuk değil. Yapan bir idari Üs Çavuş. Onaylayan Erdek Deniz Üs Komutanı Deniz Kurmay Kıdemli Albay,

Bu hakaret suç değil mi?

Suça resmen izin verilir mi?

Hem de açıktan imza atarak.

Sayfalar