Yazılar

Müjde Ey İnsanlar!

Evet, “Müjde Ey İnsanlar!” diye sevinçle haykırıyoruz. Bu sesin duyulmasını istiyoruz. www.ilimistan.com açıldı.

“Aynısını Yaparlar”

Rahmetli Kadir Kızdırıcı Hocamız anlatmıştı. Kahramanmaraş’ın Divanlı Camiinin müezzin efendisi minareye çıkar. Sağına soluna bakar, etrafta zarar göreceği kimse yoktur. Elini atar kulağına ve neşeyle ezan okumaya başlar: “Allahu Ekber, Allahu Ekber.”

“Ne volur ne olmaz” diye aşağıya bir daha bakar. Bir de ne görsün, aşağıdan kendi tabiriyle “tengirşek şapkalı” birisi gelmektedir. “Eyvah!” der içinden ve çevirir ezanı: “Tanrı uludur, tanrı uluduuuur.”

“Kral Çıplak”

Bunu kimse söylemiyor etrafından.

CHP bu mu gerçekten? CHP bu kadar mı? Grisi, ilerisi, hepsi bu kadar mı?

Çok garip, Baykal da, Baytok da “biz yapmadık” demiyor. Eğer bunu demiyorsanız, diyemiyorsanız, hiç ağzınızı açmayın, başka şeyler de demeyin, evinizde oturun bari.

“Yeni bir olaydır. 15 günün işidir” diyor Baykal.

Nerden biliyor?

Evet, böyle bir olay yaşanmamışsa, nerden biliyor?

Baykal genel başkanlıktan istifa etti. Niçin?

“Komplo varmış.”

Davaya Doyduk mu? II

Devam edelim mi kaldığımız yerden Mehmet Solmaz’ı dinlemeye?

“Baltacı Nuh Efendi adında bir hocamız vardı. Yatsıdan sonra ikişer ikişer evine giderdik, ihtiyar bir hanımı vardı, kapıyı açardı. Hoca efendi bir mangalı yanına alır ısıtır. Molla Camii okutmaya başlardı. Gözü az gördüğü için bir arkadaşımız ibareyi okur, o açıklardı.

Bir akşam böyle ders okurken evi polisler bastılar. Kitaplarımızı toplayıp çuvala doldurdular ve hepimizi yaka paça Emniyete götürdüler. Hoca efendiyi bir arkadaşımızla götürdüler.

Yargının Dili

Bizim bildiğimiz yargı adamları öyle ulu orta sokaklara çıkıp gezip tozmaz, çok sık da konuşmazlar. Ciddi ve olgun bir duruş sergilerler. Güven veren saygın bir tavırları vardır. Bir konuşur, pir konuşurlar. Herkes de ciddiye alır dinler. Bunun yaşayan bir örneğidir mesela Sami Selçuk.

Sözün yalama olduğu bir zamanda çok konuşan adamın da değeri düşer. En azından sözlerinin değeri düşer. Söz gümüş ise sükût bunun için altındır.

CHP Müftüsü

CHP’li müftü olur mu?

Bana sorarsanız olmaz.

Bana sorarsanız dahası da olmaz.

“Dahası nedir?” derseniz, kıvırmak zorunda kalırım. En iyisi sormayınız. Ülkem bu kadar doğruluğu daha kaldırmaz.

Çok ısrar ederseniz, zorunda kaldığım kıvırmayı da söylerim: “Vaizi de olmaz, imamı da olmaz, müezzini de olmaz.”

Orda durur, ötesini söylemem. “Ötesi nedir?” diye çok çok ısrar ederseniz, yine kıvırır ve derim ki, “ Kardeşim Yaşar Nuri bile dayanamadı onlara, sen de hiç musibetten ders almak yok mu? Makam sevgisi bu kadar mı aldı aklını?”

Endülüs Uzaktı Filistin Yakın

Güle güle sevgili kardeşlerim. Yolunuz açık olsun. Allah sizleri korusun ve amacınıza eriştirsin. İsrail fitnesinin şerrinden emin eylesin.

İHH’nın Filistin’e yardım gemileri yola çıktı. Maksatları Filistin’e uygulanan ambargoyu bitirmek ve kardeşlerine az da olsa yardım ederek sıkıntılarını gidermek, moral vermek. Ümmet-i Muhammed’in onları sevdiğini, onlara maddî manevî destek verdiğini, yanlarında olduğunu göstermek. Bir nefes aldırmak onlara…

Hani Dogmaya Karşıydınız?

Kendi tabiriyle bir “keçi” ile baş edemeyen Sabih Kanadoğlu konuşmaya ve konuştukça da inciler dizmeye devam ediyor.

Aslında davasını savunan adamları severim. Ama savunma deyince akla hemen akıl mantık gelir, bilgi belge gelir. Savunma bunlarla olursa güzeldir. Bütün bunları yok sayarak yapılan bir savunma da savunma olmaz, saçmalama olur. Saçmalayan adam da sevilmez haliyle.

Sabih Kanadoğlu da sonunda bu pozisyona düşüyor. Kalıp yerinde, kelam yerinde, ilim ve tecrübe de var. Neden bu durumlara düşüyor öyleyse?

Davaya Doyduk mu? I

Hani bir atasözümüz vardır: “Acıkan doymam, doyan acıkmam sanırmış.” İşte son zamanlardaki halimizi buna benzetiyorum ben.

Bir zamanlar yokluk devri vardı. Din ilimleri yasaklanmıştı. Böyle giderse din elden gidecekti. Osmanlıdan intikal eden hocaların çoğu bunu kabullenemediler. Yasak olmasına rağmen gizli gizli çocuk okuttular. Bu iş için mesleklerini, kişisel itibarlarını, hak ve hürriyetlerini, hatta yeri geldiğinde hayatlarını tehlikeye attılar.

Değişimler Hep Sancılıdırlar

“Çankaya'da Dışişleri Konutu, eski deyişle Hariciye Köşkü. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu dolayısıyla yorucu ve gergin bir gün geçirmiş olan Ak Parti'nin cumhurbaşkanı adayı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül çalışma odasında bilgisayarının başında internette dolaşırken dinlenmeye çalışıyor.

Eşi Hayrünnisa Hanım ise televizyonda “Hatırla Sevgili” dizisini izliyor. Menderes'in, Polatkan ile Zorlu'nun darağacında biten acıklı sonlarını düşündükçe gözyaşlarını tutamıyor.
Bir ara Abdullah Bey'in yanına gidiyor, ekrana gözü ilişince:

Sayfalar