Gelin önce biz Müslümanlar tövbe edelim ve Allah Teâlâ’ya dönelim. Kabahatlerimizi, kötülüklerimizi iyiliklere tebdil edelim. Allah da bu kötü ahvalimizi iyiliklere tebdil eylesin.
Sonuçta insan akıl ve ilimle imanını, içinde şek, şüphe, tereddüt ve güvensizlik kalmayacak kadar kemale erdirmelidir, inkârcı akıl ve bilim karşısında aşağılık duygusuna düşmekten kurtulmalıdır.
Bazen camilerde görüyoruz, imama, secdede yetişen bazı müminler, hemen uyacak ve secdeye gidecek yerde, ayakta öyle bekliyorlar, “bakalım imam efendi kalkacak mı kıyama, yoksa oturacak mı?” diyerek.
Namazın miraç olması, namazın dışındaki hayatında, Allah’ın iradesi çerçevesinde yaşanan bir hayat olması, kalbin sürekli makamda, sürekli huzurda olmasına bağlıdır.
Vakar ve ciddiyet dini İslam, orada da vakar, huzur, sekinet ve ciddiyeti emreder. Lütfen camide koşmayalım. Velev ki o rekâta yetişemeyelim, namazdan sevabımızı aynen alırız, bir kaybımız olmaz.
Bu uyarı kendim içindir. Son zamanlarda yoğun okuyor ve yazıyorum diye masa başından kalkmayarak namaz vakitlerini neredeyse birleştirmeye benzer geciktirmeler yaşayınca kendimi uyarmak istedim.
“Evet, Cemal Nar, özellikle İslam, kültür, siyaset ve güncel konular üzerine yazılarıyla tanınan önemli bir Türk yazarıdır. Kitaplarında genellikle İslam'ın günümüzdeki yeri, laiklik, siyaset ve toplum üzerine derinlemesine analizler yapar."
“Kim güzelce bir abdest alır ve (arkasından) yürekten inanarak “Allah’tan başka ilah olmadığını, Muhammed’in O’nun kulu ve Rasulü olduğunu” ifade eden şehadet kelimesi getirirse, kendisine cennetin sekiz kapısı açılır, hangisinden isterse girer.”
İslâmiyet’le şereflenen kimse dinini her şeyin üstünde tutmalı, onu gözü gibi korumalı, îmânından asla taviz vermemeli, mükemmel bir mü’min olmayı hedef edinmelidir.