Yazılar

Bilgi Ve Edep

Ahlak ilmi de ilimlerden bir daldır ve her alimin branşı ne olursa olsun o ilmi edinmesi gerekir. İyi ahlak ve edep bilginin süsü püsüdür. Onsuz ilim adamı kendine de, topluma da tam faydalı olamaz.

Gerçi ilim adamlarının zaten edepli olması olağandır. Çünkü ilim sabır işidir, zorluklara katlanma, zevklerle, şehvetlerle boğuşma, nefsin rahatına aldırmama, zamanını planlı ve rrogramlı yaşama, adetlerini bilinçli düzenleme demektir. Fedakarlık demektir, feragat demektir. Bütün bunlar da iyi huyların, güzel edep ve ahlakın temel esaslarıdır.

Artık Bu Sistemle Olmaz

Dilimizde tüy bitti “bu sistemle olmaz” diye diye.

Gene de diyelim, bu sistem bitmiştir, artık bu sistemle bir yere gidilmez. Bu sistemle ülke ancak kargaşa ve karmaşa yaşar. Bu sistem ancak kaosu besler.
Bu sistemi kuranlar da bunu istiyor zaten. Kaos onların sermayesi. İktidarları için beslendikleri ekmekleri kaostur. Yoksa kim neylesin onları?

Azerbaycan Çocuk Gibi

Dış politika uzmanı değiliz elbette, ama insan ilişkilerinden, karşılıklı vazife ve sorumluluklardan az çok anlarız. Hukuk okuduk, ahlak okuduk. Davranış biçimlerinin iyisini kötüsünü az çok tanırız.

Bu Azerbaycan yönetimine ne oluyor? Son zamanlarda şımarık bir çocuk gibi, tuhaflaştı, garipleşti.

Evet, daha dün bağımsızlığını kazandı ve biz yeni doğan yavrumuz gibi sevindik ve bağrımıza bastık. Bugün serpilip geliştikçe içimiz içimize sığmıyor seyrederken.

Özümüze Dönmeliyiz

Bir gurup arkadaş hizmet için Almanya’ya giderler. Ellerindeki adresi bulur, evde bekleyen dostlarla kucaklaşırlar. Hoş beşten sonra, hizmet planını yapmak için bir arkadaşlarını daha çağırmaları gerekir. Ev sahibi der ki:

- O arkadaş bu saatte iştedir. Bizimkine söylerim, şimdi evindeki hanımına telefon eder, akşama buraya gelir inşallah.

Dediklerini yaparlar ve de arkadaşları gerçekten akşama gelir. Ama biraz üzgündür. Meseleyi açar:

- Evde hanım iki gözü iki çeşme ağlıyor. Sizin hanıma söyleyin de bir zahmet onu avutsun?

- Neden ağlıyor?

İsterler ki Kafir Olalım

Bir akşam biraz dinlenmek isteğiyle televizyon başına oturdum. İlgi çekici bir program veya izlenebilir bir film arıyordum. Zampinklerken bir resim dikkatimi çekti. Afganistan dağları gibi bir yerde, Afgan kıyafetleriyle Müslümanlar var. Durdum orda. Sokaklara yoksulluk, perişanlık, kirlilik, kargaşa ve karmaşa hakim. Eli silahlı, sakallı adamlar her yerde.

Okumayan Kitapseverler

Bazı okumayan kitapseverler olur. Bazıları da kınarlar onları. Şahsen ben kınamam. Hatta yer yer takdir de ederim. Ne güzel, kitap alıyor ya, sevinsenize! Hem evlerine gittiğinizde gözleriniz bayram ediyor, sohbet esnasında gerek oldukça sözünüze renk ve lezzet katıyor, belge buluyorsunuz, hem de kitap almakla yayıncılara manevi destek oluyorlar. Bu sayede yazarlar da para kazanıyor, yeni eserler yazmaya teşvik görüyorlar. Okumuyorsa okumuyor, bindiğiniz dalı kesmenin ne alemi var.

Cumhuriyet Bayramına iyi Gider Bir Yazı

Önce lütfen şu satırları bir okuyalım:

"Hukuk Mektebi, özellikle bizim üçüncü sınıf yasa boğuldu. Acımasız ölüm, dün sabah bir beyin kanaması sonucu vefat eden hocalarımızın en seçkini Ömer Hilmi Efendi'yi hayatının en parlak döneminde, bizden alıp götürdü. Kendisi pek bilgili ve nâdir bir zeka idi. Fikirlerinde açık sözlü, evkaf konusunda çok derin bilgi sahibiydi. Ölümü, telâfi edilmez bir kayıp."

Çok Yazık

Benim sevgili ülkem, sana ne kadar da yazık ediyorlar göz göre göre.

Benim sevgili halkım, yaşadıklarını hal etsen de acıyorum sana.

Benim sevgili milletim, sabret, sık dişini, bu da geçer, işin en zor yanı en son zamanda olurmuş, demek güzel günler yakında. Yokuşun bittiği yerde iniş başlar, sabret.

Zafer tatlıdır amma, sabırdan sonra gelir.

“Sabreden zafere erer”, “her bir güzelliğe ancak sabredenler erişebilirler”.

Sabır, bilgi ister, iman ister, cesaret ister, dayanmak ve direnmek ister.

“Her zorluktan sonra mutlaka bir kolaylık vardır.”

Zalimlerden Hesap Sorulmalı Her Zaman Her Yerde

Geçtiğimiz yıl eski ABD Başkanı George Bush'a Irak'ta gazeteci Muntazar El Zeydi “Katil” diyerek ayakkabı fırlattığında dünya ayağa kalkmıştı. Bush bu rezilliği sırıtarak savmaya çalışmıştı ama, yüzünden o ayakkabı utancının izi hiç gitmeyecek Cehenneme kadar.

“Zalimler için yaşasın Cehennem.” Ruhun şad olsun Hz. Bediüzzaman.

“Kitaba Çağrı Sınavında İnsan”

Bu bir kitap adı. Değerli meslektaşım Duran Boz’un editörlüğünü yaptığı bir hayli hacimli bir kitabın adıdır bu başlık. Bir kitaba çağrıdır aynı zamanda.

Ne ifade ediyor?

İnsan bir sınavda bu dünyada. Sınavın konusu bir kitapta. Çağrı ise o kitabı tanıma, okuyup anlama ve yaşamı ona göre ayarlama.

Her insanın böyle bir kitabı var aslında. Ya seninki hangisi? Seni hangi kitap çağırıyor? Sen hangi kitaba çağırıyorsun? Kur’an mı, Tevrat mı, İncil mi, Das Kapital mı, Nutuk mu, Zendavesta mı? Yoksa aran yok mu kitaplarla? Kitapsız mısın yani?

Sayfalar