Yazılar

Bu Sefer Yumruk Patladı

“Dikkat Karakol Baskını Olabilir” demiştik bundan birkaç yazı öncesinde. Orada da belirtmiştik, bir bildiğimiz yoktu aslında. Sadece tecrübelerimiz vardı. Bu ülkede millet yararına ne zaman ciddi işler yapılsa kimi karanlık güçler harekete geçer ve ortalığı tozu dumana katardı.

Yani ya karakol basılır, ya mayınlar patlatılır, ya bir ünlü suikstla öldürülür, ya da kimi iş yerlerinde bomba patlatılırdı. Günlerce cenaze merasimleri, sokak gösterileri ve nutukların toz dumanı içinde asıl gündem unutulur giderdi…

Şimdi de bir “Anayasa paketi” var ya, Allah esirgesindi…

“Aşk-ı Memnu” Zina ve İman I.

Bugün Radikal gazetesine şöyle bir baktım. Başlık zaten bir facia. “kan Donduran Vahşet”. Ne mi olmuş?

Bir kadın şu anda asker olan sevgilisinden hamile kalmış. Doğum gelince ailesinin haberi olmuş. Doktorla anlaşılmış ve çocuğu kayıtlara geçilmemiş. Eve gelince aile karar vermiş. Anneanne eteği ile yavruyu boğmuş. Dayılar çukur kazarak gömmüş ve üzerine beton dökmüşler.

“Aşk-ı Memnu” Zina ve İman II.

Evet, gelelim “aşk-ı memnu”ya.

İzlenen bir dizi kuşkusuz. Kurgu, anlatım, röller, sahne ve müzik başarılı. Ama konusu berbat. Halkın bir kısmı bu açıdan tepkili. Haklılar elbette. Böyle pisliklerin yaşanmış olsa bile şuyu bulması da çok kötüdür. Bu tür iffetsizliklerin hiç konuşulmaması lazım.

Oyun Ve Güreş

Seyyid Emîr Külâl delikanlılığında güreşe meraklıymış. Kendisinin güreşini seyretmek için de çok kişi toplanır ve mücadeleyi merakla takip edermiş. Bir gün seyircilerden biri, kendisini şeriatten yana sayarak şöyle bir düşünceye dalmış:

— Peygamber neslinden gelen bir seyyid nasıl olup da güreş tutuyor ve bid'at sayılabilecek ciddiyetsiz bir işe kapılabiliyor?

Yüksek Yargı Duyarlıymış Öyle mi?

Son zamanlarda herkesin şaşkınlıkla ve esefle izlediği Yüksek Yargı, duyduk ki aslında çok duyarlıymış. Hatta buna bir de örnek vermiş HSYK Başkanvekili Kadir Özbek. Evlere şenlik bir örnek. Hani “cesaret arzederken suçunu söylemek” diye bir deyim var ya, aynen öyle.

Yüksek yargının başkanları, Ankara Adliyesi'nde bir toplantı yapmışlar. Amaçları hükümetin yeni anayasa paketini eleştirmek imiş. Hani muhalefet doğru dürüst yok ya, nasıl olur gösterelim demişler herhalde.

Niye sevsin ki?

Bu halk sizi sevmez.

Neden sevsin ki?

Hangi karar ki halkın yararınadır, siz onun karşısındasınız.

Adına “hukuk” diyorsunuz.

Ne hukuku yahu?

Bu hukuku sadece siz mi biliyorsunuz?

Alemi aptal mı sanıyorsunuz?

* * *

“Hukuk” denilen şey lastik gibi sünüyor ve sistemden yana halka karşı resmen savaş veriyor.

Bu zamana kadar hangi karar halkın lehine çıktı?

Halk bu hukukun neresinde?

Yükseklere bir dava gitti mi, yüreğimiz ağzımıza geliyor.

* * *

Sadece biz mi?

Bu hukuka kimse güvenmiyor.

Bu Halk Sizi Sevmez

Evet, inanın bu düzene şeytanın bile aklı yetmez.

Ne kadar acı, hayatımız şeytan taşlamakla geçecek anlaşılan.

Hükümet bir karar alır, bütün hukuk kurumları karşısına geçer. Her biri bir demeç patlatır.

Yargıya müdahale olur da, yasamaya ve yürütmeye müdahale olmaz mı? Bu niye gündeme gelmez?

Yürütme şamar oğlanı mı?

* * *

Hani hukuk tarafsız olurdu?

Hani yansız olurdu?

İdeolojik kör olurdu?

Düşman bile olsa kanun ne ise o adaletle uygulanırdı?

Bu ne dünya kardeşim böyle?

* * *

Baykal’a Ne Oldu?

Sayın Baykal’a ne oldu sahi?
Saksı mı düştü başına acaba?

Hani Türk filmlerinde olur ya, adam “hatırlıyorum, hatırlıyorum” diye bağırır, sayın Baykal da öyle oldu birden.

Her şeyi hatırlıyor artık.
Mesela hukukun üstünlüğü ilkesini hatırlıyor, adalet ve eşitlik gereğini hatırlıyor. “Saygın kişi olmak” kimseye suç işleme hakkı vermezmiş, onu da hatırlıyor artık.

Mevlana’ya Yapılan Bir Yanlış

Mevlana iyi okunması ve anlaşılması gereken bir İslam büyüğüdür. O ne söylemişse Kur’an ve Sünnetten alarak söylemiştir. Buna aykırı sözler, onu “bizar” eder ve “ondan uzaktır”. Bunu böyle bilmek gerekir.

Bir çok insan maalesef “Mevlana Celaleddin-i Rumî Hazretleri bir beytinde şöyle demiştir:

"... Gel, yine gel! Ne olursan ol yine gel. Mecusi, putperest olsan da gel. Çünkü bizim dergahımız ümitsizlik kapısı değildir!.." derler.

Sonra da yorum yaparlar.

“Demek kafir Müslüman birdir. İnsanlar arasında ayırım yapılamaz.”

Darbe Ortamı I

Rahmetli babam Orman dairesinde katip mutemetti. Tam bir devlet memuruydu anlayacağınız. İşinde ciddi, görevini zamanında yapar, çalışırken daha vakur olurdu. İşini iyi yapmasının verdiği cesaretle amirlerinin azarını çekmez, şahsiyetini ezdirmezdi. Onu tanıyana kadar yeni gelen amirleri ile sorun yaşar, ama birbirlerini tanıdıktan sonra çok iyi dost olurlardı.

Evde de ciddi bir adamdı rahmetli babam. Koca bir radyodan her gün haber dinlediğini görürdüm küçükken. Sonra o radyo küçüldü, Alman malı bir “gurindik” oldu. Derken çok sonraları televizyon geldi evimize.

Sayfalar