Yazılar

Okumayan Kitapseverler

Bazı okumayan kitapseverler olur. Bazıları da kınarlar onları. Şahsen ben kınamam. Hatta yer yer takdir de ederim. Ne güzel, kitap alıyor ya, sevinsenize! Hem evlerine gittiğinizde gözleriniz bayram ediyor, sohbet esnasında gerek oldukça sözünüze renk ve lezzet katıyor, belge buluyorsunuz, hem de kitap almakla yayıncılara manevi destek oluyorlar. Bu sayede yazarlar da para kazanıyor, yeni eserler yazmaya teşvik görüyorlar. Okumuyorsa okumuyor, bindiğiniz dalı kesmenin ne alemi var.

İsterler ki Kafir Olalım

Bir akşam biraz dinlenmek isteğiyle televizyon başına oturdum. İlgi çekici bir program veya izlenebilir bir film arıyordum. Zampinklerken bir resim dikkatimi çekti. Afganistan dağları gibi bir yerde, Afgan kıyafetleriyle Müslümanlar var. Durdum orda. Sokaklara yoksulluk, perişanlık, kirlilik, kargaşa ve karmaşa hakim. Eli silahlı, sakallı adamlar her yerde.

Özümüze Dönmeliyiz

Bir gurup arkadaş hizmet için Almanya’ya giderler. Ellerindeki adresi bulur, evde bekleyen dostlarla kucaklaşırlar. Hoş beşten sonra, hizmet planını yapmak için bir arkadaşlarını daha çağırmaları gerekir. Ev sahibi der ki:

- O arkadaş bu saatte iştedir. Bizimkine söylerim, şimdi evindeki hanımına telefon eder, akşama buraya gelir inşallah.

Dediklerini yaparlar ve de arkadaşları gerçekten akşama gelir. Ama biraz üzgündür. Meseleyi açar:

- Evde hanım iki gözü iki çeşme ağlıyor. Sizin hanıma söyleyin de bir zahmet onu avutsun?

- Neden ağlıyor?

Eşitliğin Ve Irkçılık

Bilindiği gibi İslam’ın doğuşunda bir çok yerde olduğu gibi Araplarda ve Kureyşlilerde de çok çirkin, çok kaba bir ırkçılık vardı. Arap olmayanlarla, hatta Arabın fakirleriyle bile oturamayacak kadar gururlu ve kibirli insanlar vardı

Tırmansın

İsrail ile gerginlik tırmanıyormuş. Tırmansın, iyi olur.

İsrail, anlaşma yapışan silahları vermeyecekmiş. Vermesin.

İlişkileri gözden geçireceklermiş. Geçirsinler.

Çok iyi olur hatta.

Savaşa karşı olduğumuz için iyiliklerine iki kelam edelim değmezlerin.

İsrail efeleneceğine önce bir muhasebe yapsın kendi kendine.

Önce adam gibi bir devlet olsun.

Yani insan haklarına bağlı, beynelmilel hukuka saygılı, adalet ve barışı önceleyen, komşularıyla iyi geçinmeyi öne alan bir politika izlesin.

Zor Günlerde İlkeler

Bu günler ilginç günlerdir. Bir dönüm noktasında olduğumuz kesin. Herkese düşen görevler vardır. İktidar kadar bize, size ve bütün millete düşen görevlerdir bunlar.

Biz dünyaya bir kere geliyor ve ebediyete gidiyoruz. Burada yaşamak bir imtihandır. Kendimiz ve neslimiz için hayatın anlam ve amacını, istikamet ve saadetini, hayatı var eden bize açıklamıştır. Bu, büyük bir merhamettir.

Onu beğenmeyen akıllılar (!) en azından ne ile yarıştıklarını merak ederek, okumalı ve incelemelidirler. Ancak aptallar meraktan ve düşünceden kaçarlar.

BİLGİ VE TOPLUM

Kettani'den şunları okurken doğrusu hayretimi gizleyemedim:

"Ebu Müslim el-Kecci (ö. 292/904) Gassan revakında ders imla ettiriyordu. Onun meclisinde yedi müstemli ( konuşmacının sözünü yüksek sesle tekrarlayarak uzaktaki kalabalığa duyurmaya çalışan) bulunuyor ve her biri berisindeki arkadaşına onun söylediklerini duyuruyordu. Ebu Müslim'in meclisinde sadece bakıp dinleyenlerin dışında, söylediklerini yazan kırkbin küsur insan vardı. Asım bin Ali (ö. 221/836) nin meclisinde de yüzbirıi aşkın insan bulunuyordu." (Kettanî, et-Teratibu’l İdariye, İz y. İst. 1990, 1/152)

“Taksim’e Hoş Geldin”

Vallahi gençleri tebrik gerekir. Hay çok yaşayın emi. Ancak bu kadar olur muhalefet. Ancak bu kadar zarif ve etkili olur bir eylem.

Hay aklınızla bin yaşayın gençler. Haberleri izlerken yerlerde gezen moralimi bir anda ayağa kaldırdınız. Güldüm epey ağlanacak halimize.

İğne batmış balon gibi koca bir eylemin “fısss” diye havasını aldınız bir tek cümle ile, boşa çıkardınız koca bir çabayı, bir yanlışı bitiriverdiniz bir afişle.

Vallahi bravo.

Ön sıralarda CHP milletvekilleri, parti yetkilileri olmak üzere yürüyorlar avukatlar ve yandaşları. Şikayetleri ne?

Irkçılık Ayrılık ve Savaş Getirir

Irkçının gözünde hiçbir hak hukuk ve değer kalmaz. Onun için tek ölçü ırkçılığını tatmindir. Ne imanın, ne vicdanın, ne ilmin, ne ehliyetin, ne hakkın, ne hukukun, ne medeniyetin, ne insanlığın, gözünde hiçbir şeyin kıymeti kalmamıştır; asabiyet ve ırkçılık adına hepsini yakabilir, yıkabilir!..

Yeryüzünde ırkçılıktan daha akılsız, daha aptal, daha kör, daha duygusuz, daha deni, daha düşük, daha kaba, daha vahşi, daha saldırgan, kısacası daha değersiz bir alçak düşünce yoktur. Dolayısıyla ırkçılıktan daha zararlı bir düşünce yoktur.

İnançları Aşağılayanlara Ders Olsun

İnançları kişilerin en büyük özellikleridir ve kişilikleri onlarla özdeşleşir. İnançları, insanların şerefleri, haysiyetleri ve onurlarıdır. Onlarla kendilerini var ve saygın kabul ederler.

Bir insanın inançlarına sövmek, hakaret etmek, tezyif ve tahkir, aşağılama, doğrudan o adamın kişiliğine yapılmış en korkunç saldırıdır. Bu saldırı insan haklarına, evrensel hukuka aykırı olduğu kadar, aynı zamanda o kişinin edepsiz ve terbiyesizliğinin de bir belgesidir.

Bu haksız, hukuksuz ve edepsiz insanlar, bu cahil ve çağdışı mahluklar, elbette cezalandırılmayı hak etmişlerdir.

Sayfalar