Hatıralar

Durna Kayenin Erkek Çocukları

Bugün aynı yerde yenisi olan evi camiye yakın olduğu için sabah vaktinde en erken o gider, camiyi aydınlatır, evinden götürdüğü odunlarla sobasını yakar, içeriyi ısıtmaya çalışır. Hatta bu yüzden odunları getiren oğlu ile zaman zaman sorun yaşasa da çok aldırmaz. Evlatlarına karşı çok merhametlidir. Hıdırlardan olan Hatice Hanım ile evlidir. Hanımı biraz sert huyludur. Yer yer sesini yükseltse...

Evladını Tanıyamamış

Hayatta hoşuma giden laflardan birisi de dedemin bu “adam kocarsa her yeri birden kocarmış” sözüdür. Her konuda yeri geldikçe bu sözü ben de tekrar etmekten hoşlanıyorum. Mübarek çilingir anahtarı gibi her kapıyı açıyor.

Durna Kaye

Rahmetli Mırrık Ahmet emmiden duymuştum: “Senin büyük deden Durna Kaye, bir mecliste konuşmadan önce, bakardık ki boğazında kıpırdamalar olurdu. Yani söyleyeceğini önce içinden söyler, mahzur görmezse ondan sonra dışından söylerdi.”

Sülale Kavramı

Benim sülalem dediğim zaman haliyle aklıma önce baba tarafım geliyor. Çünkü bizim inanç ve örfümüzde sülale erkekten devam eder. Bunun bir istisnası vardır, o da Resülullah (sav) Efendimizdir. Çünkü O’nun sülalesi kızı Fatıma annemizden gelmektedir. Ancak ana tarafı da önemlidir kuşkusuz. Hem akrabalık ve sıla-i rahim yönünden, hem de hayatımızdaki yeri ve etkisi bakımından.

Hamamda Bir Zındık!

Neyse, ben bu “peştamal” kelimesini okuyunca kendi kendime gülmeye başladım. Etrafımdaki dostlar “Neye güldün?” demezler mi? Her ne kadar “Peştamale güldüm” dediysem de yakamı bırakmadılar: “Peştamale sebepsiz gülünmez. Elbet bir sebebi var, anlat bakalım” dediler. Biz de çaresiz...

Peştamal Deyince...

. Bilirsiniz, askerlikte her şeyin bir kuralı vardır ya, hamamın da bir kuralı varmış. Ben topluca hamama gitmek istemedim ama dediler ki: “Yönetmelik gereğidir; bu peştamali mecbur giyecek ve hamama gideceksin.”

Etrafımızda yüksek tahsilli bir sürü adı Müslüman, kendisi yaşayışça fasık tipler vardı. Tutturmazlar mı:

— Biz peştamal kullanmayız. Bu gericiliktir!

— Ya nasıl yıkanırsınız?

— Çırılçıplak... Ne var bunda?

Dalgınlığın Bu Kadarı

Rahmetli bacanağım Ahmet Efendi kasaptır, hac zamanı görevli olarak gider bazen. Bir sene yine gitmiş, hem kasaplık yapmış hem de haccını îfâ etmişti. Dönüşünde ziyaretine gittim. Laf lafı açtı. Meğerse başlarında hem görevli hoca, hem de “kasapbaşı” olarak bu hocamız varmış ve yolda onlara şunu da, başkalarını da anlatmış. Ben niye anlatmayayım ki? Ha, bu arada hakkında sağlığında bir yazı serisi yayınladım. O esnada bunun yayın iznini de aldım.

Hocanın Örnek Hareketine Bak!

Diyor ki:

“Hartlap İlicesine gittim. Baktım millet ya ıslanınca çok berbat görünen beyaz tumanla iliceye giriyor ya da çok kısa mayo ile... Onlara hem bir İmam Hatip Lisesi meslek dersleri öğretmeni olarak ders vereyim, hem güzel bir örnek olayım hem de içinden geçip de yapamayanları cesaretlendireyim diyerek bir peştamal aldım, iliceye vardım.

Hartlap İlicesi Bizim Olsaydı...

. Etrafınızdaki süper zenginlere bakınız; bu zamanın mal fitnesinden kendisini koruyan kaç kişi var? O malın fitnesini dengeleyecek iman ve takva olmadan insan kendisini ve ailesini koruyamaz. Bunu iyi düşünün de bugünkü imanınıza, namazınıza, niyazınıza şükredin; kıymetini bilin. Allah Teâlâ sizi korumuş ama siz anlamıyor, nankörlük ediyorsunuz. Hele bir dediğimin aksini düşünün: Zenginsiniz ama içki, kumar, zina hep sizde ve çocuklarınızda... Ne din kalmış ne iman. Bunu ister misiniz?

“Hartlap” Niye Değişmiş?

Bu bela sadece bizim köyün başına gelmemiş, bu ülkenin doğusunda ve batısında birçok yerin de adı değiştirilmiş malesef. Tarihte de bazı meşhur yerlerin isimleri değiştirilmiş, anlamakta ve haritada arayıp bulmakta zorlanıyoruz. Efendim, İmam Gazal’i “Tus”da doğmuş. Nerde bu Tus? Ara ki bulasın haritada. Yok ki bulasın!
Neden?
Çünkü adı “Meşhet” olmuş...

Sayfalar