Hatıralar

Dussuz Hoca’nın Vefatı

Babam atına bindi ve dörtnala gitti. Atı hızlıca koşarak ufukta kaybolurken, bir hocanın cenazesine yetişmek için babamın yaptığı bu çaba ve fedakârlık bana hocalığın kıymetli bir şey olduğunu ve hocaların çok sevildiğini anlatan büyük bir fiilî ders oldu. Kim bilir, belki de içime “hoca” olma sevgisi ve ideali böyle gelişmiştir sessizce… 

Dussuz Hoca’nın Sohbeti

Rahmetli babam derdi ki: “Akşam bizde arkadaşlar var. Hoca Efendiyi çağırsak işini bahane eder gelmez. Ama ben öyle yapmaz, ‘Hocam acele gelmeniz gerekiyor’ derdim, hoca çıkar gelirdi. ‘Yahu Demir Efendi, yok diyecek muhatap da bulamıyorum, mecbur geliyorum, yapma böyle’ derdi”.

Dussuz Hoca’nın Hizmeti

Emekli olduktan sonra köyün camisinde imamlık yapan Hoca Efendi, bununla yetinmemiş; yasaklı yıllarda senelerce köyünde çocuk okutmuştur. Bu okutma işi yakın köylerden başlayarak uzak muhitlere kadar duyulmuş, başına bir hayli öğrenci toplamıştır.

Dussuz Hoca

Ben de küçük yaşıma rağmen sohbetlerini zevkle dinlediğimi hatırlıyorum. Babama Risalelerden Küçük Sözler’i hediye etmesi boşuna değil demek ki! Bu asri eserlerle muhatabını rahatça ikna eder, dolayısıyla sevilir ve sayılırdı. Şehirden gelen okur-yazarlar onun sohbetini çok severdi. Çağdaş bazı kavram ve ilimleri bir köy hocasından duymak, bilmedikleri veya tereddüt ettikleri şeyleri ondan öğrenmek adamları müthiş etkilerdi. Öyle ya, medenilere galebe ikna iledir; onlar da tatmin oldukça hayran kalırlardı.

Sohbet Mürşidi

Dedem onun söz ve ahvalinden çok istifade etmiştir. Dedemin sohbet şeyhidir dense yeridir. Başka bir manevi bağlantı, bir tarikat nispeti var mıdır? Ben bilerek yoktu. Bildiğim, Abdullah Efendi manevî ders vermezdi. Dedeme de vermemiş.

Muallim Abdullah Efendi Sırrı Berk Bir Gönül Eri

Âlim ve velî bir hizmet insanı olan Abdullah Efendi, ömrü boyunca maddi ve manevi hizmetini o kadar sessiz ve gösterişsiz sürdürmüştür ki, belki en yakınındakiler bile bu derinliğinin farkına varamamıştır. Dünyadan el etek çekme hali ve uzlette yaşaması, onu şöhret afetinden koruduğu gibi, vaktine ve işine de büyük bir bereket getirmiştir.

Dedemin Tövbe Vesilesi

Dedem derdi ki: “O cemaati görünce bana bir hal geldi. İçimden bir göl boşandı sandım. İnsanların yanında ağlamamak için kalktım ve en ötedeki haymanın altına vardım oturdum. Gözyaşlarım gayrı ihtiyari gözümden dökülüyordu. Derken kendimi tutamadım, resmen höngür höngür ağlıyorudum. Ne olduğunu bilmiyorum, niçin olduğunu bilmiyorum, sadece hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Derken yanıma Deveci Ali gardaşım geldi, selam verdi oturdu. Benim bu halime tebessüm ediyordu. Onun hakiki bir derviş olduğunu bilirdim. O yüzden de gerçekten çok sever, sayardım. Dedi ki:

Hartlap İlicesinde Dedemin Bekçiliği

İşte dedem, nasıl başlamışsa, o iliceyi çalıştırır, çekip çevirirdi. Gelenlere hayma kurar, odun toplar, içecek su getirir, kısacası bekçilik yapardı. İnsanlar da bu hizmetlerin karşılığında gönüllerinden ne koparsa onu verirlerdi; o zamanlar iliceden giriş ya da çimme parası alınmazdı. Biz yetişip büyüdüğümüzde dahi durum öyleydi.

Deli de Gerekmiş

Derken bir zorba, daha sonra geldiği halde yalnız bir kadının sırasını elinden almaya kalkmış. Çalışan işçiler o zorbaya bir şey diyememişler korkularından. 

Kadının şikâyet için çıkardığı gürültüsüne dedem uyanmış. Uykusunun bölündüğüne canı sıkılmış. “Ne var? Ne bu gürültü?” diye olayı sormuş. Öğrenince de zorbanın çuvalını tuttuğu gibi dışarı atmış. 
 

Kazım Öğretmenin İşleri

Köyümüzde şen şakrak, biraz da muzip, çok şakacı bir öğretmen vardı. Her zaman halkın içinde birisiydi. Hem de namazlı abdestli, bildiğince de dindar birisiydi. Bu yüzden çok sevilirdi. Kiraya oturduğu Kuzu Başlı emminin evi de zaten caminin dibindeydi. İşi olmadığı her namaz vaktinde camideydi. Namaz öncesi veya sonrası oraya erken gelen veya geç gidenlerle sohbet eder, özellikle de saf ihtiyarları konuşturur, zaman zaman birbirine düşürür, bazen de makaraya alır, kendince işletirdi. Sonra bunu açık eder, hep beraber gülerlerdi.

Sayfalar