Hatıralar

Hartlap’ın Kısa Tarihi

Hicri 1288 yılında (Miladi 1868) Halep Vilayeti Salnamesinde (il yıllığı) Camustil Nahiyesine bağlı (Hartlap Karyesi) olarak geçer.  Hicri 1310 yılında (Miladi 1890) Halep Vilayeti Salnamesinde, 16 köyün bağlı bulunduğu nahiye, Hicri 1320 tarihli (Miladi 1900) 13 köyün bağlı bulunduğu bir nahiye (Sır köyü ile beraber) merkezi olarak “Hartlap” ismi kullanılmaktadır.

Hartlap İlicesi

Orası aynı zamanda bir mesire yeriydi. İnsanlar sağlık için olduğu kadar tatil yapmak ve dinlenmek için de gelirlerdi. Muhteşem manzarası ve hemen altından akan Ceyhan Nehri ile çevre köylerimizin de ana gezi ve eğlence mekânıydı. Haftada en az bir kere gitmeyen olmazdı. Çocukluğumuzun en güzel günleri o ilicede ve önündeki “Cahan”da çimmekle geçti. Ne hatıralar vardır bizde, yazmakla bitmez.

İhtilaflar ve Kavgalar

Buna itiraz ederek: “Yok canım, ‘Biz Hartlaplıyız, Allah’tan bile zor korkarız’ diyenleriniz de var!” diyecekler. Tamam, ama ne var bunda? Neredeyse hiç kimsenin Allah’tan korkmadığı bir zamanda, adam korkarmış da biraz az korkarmış... Ne yani, soygun yaparken “Biz Allah’tan çok korkarız” mı desin? Fesüphanallah, doğruyu söylemek suç mu oldu şimdi? Tövbe ya Rabbi, estağfirullah…

Hey Hartlaplılar!

Herkes pürdikkat, can kulağıyla dinlerken rahmetli bir kere daha haykırır:

“Heeeeey Hartlaplılar! Tüfeği olan tüfeğini, tabancası olan tabancasını, usturası olan usturasını, hançeri olan hançerini, değneği olan sopasını hazırlasın ve benden işaret beklesin! Vur lan abdallı, davula; güreş başlasın!”

Köy Düğünleri

Gerçekten de çocukluk zamanımızın en büyük eğlencesi düğünlerdi. Nasıl olsa millet avara, vakit çok... Gündüzleri de düğün evinde veya münasip bir yerde davul zurna çalınır, halay çekilir, türküler söylenir, arada bir barak veya bozlak cinsinden uzun havalar tutturanlar olurdu. Ama mutlaka zurna eşliğinde “Telli Turna” söylenirdi. Biz de zevkle dinlerdik:

Bitti mola da Şam ilinin hurması,
Gitti mola da ala gözün sürmesi...
Bağdat’ın, Basra’nın telli turnası,
Turna yârdan haber geldi eylenme,
Turna yârdan haber geldi eylenme.

Hartlap Kendine Yetmeyen Köy

Ben hep imrenirdim o çalışmaya giden çocuklara ve gidemiyorum diye üzülürdüm. Kamyona binişleri hiç gözümün önünden gitmezdi mesela; ben hiç kamyona binmemiştim ki daha... Akşama kadar çamurdan, özellikle et çamurundan kamyon yapar; onun yerine biz motor gibi inleyerek yokuşlardan çıkar, düze gelince sesimizle hızlanırdık. Hele o çocukların dönünce "Tren gördük, taksi gördük, otobüse bindik," diye hava atmaları yok mu, öldürürdü beni... "Niye benim babam memur olmuş ki?" derdim. Çocuk aklı işte!

Evliyalar Yatağı

Yüzyıllarca birlikte yaşadığımız insanlara İslam'ı güzelce öğretememişsek, bunun hesabını önce kendimizden sormalıyız. Aynı durum, çeşitli sebeplerle dinî bilgiden uzak kalmış başka topluluklar için de geçerlidir. Müslüman, en başta komşusuna karşı tebliğ sorumluluğu taşıyan kimsedir. Rabbimiz bizi affetsin; dinini güzelce öğrenmeyi, yaşamayı ve hikmetle anlatmayı hepimize nasip etsin.

Devlet Daireleri

Devlet hizmetleri bakımından da çevre köylere göre daha şanslıydık. Çünkü Hartlap, o bölgenin merkez köyü sayılırdı. İlkokulumuz da çevrede yapılan ilk okullardan biriydi. Bizim çocukluğumuzda bile Öşlü, Dereboğazı, Kadılı ve Kesmeltepe gibi köylerden okumaya gelen öğrenciler olurdu. Onlarla aynı sıraları paylaşır, aynı bahçede oynardık. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ o köylerden sınıf arkadaşlarımız vardır.

Hartlap’ta Komşularımız

Duran Bacı, teyzemiz gibi sevdiğimiz çok hatırşinas, çok nazik, çok fedakâr, çok hizmetli, çok güler yüzlü tatlı dilli bir kadındı. Bizi çocuklarından ayrı tutmazdı. Bana göre iki tane en büyük olanları hariç, hepsi arkadaşımız, oyundaşımızdı. Ailecek sık görüşür, hatta her zaman beraber olurduk ve çok severdik birbirimizi. Hala da öyledir. İnşallah ölene kadar bu sevgi ve saygı bitmeyecektir.

Faziletler Medeniyeti

Her şey ille de hak hukuk konusu yapılmamalıdır. Ne olur ki, biraz fedakârlık yapılarak çok rahatlıkla gönül alınabilir. Dostluklar sağlamlaştırılıp cemiyete barış ve huzur sunulabilir. Başkalarını da ilgilendiren acı davalar bir iyilik ve ikramla sımsıcak dostluklar ve unutulmaz hatıralar bırakarak sonsuz saadetlere vesile kılınabilir.

Sayfalar