Yazılar

Bu Fırsat Kaçmaz

Akşam Gazetesi”nde 6 Martta ön sayfada bir resim. Başında başörtüsü, ayağında mini eteğiyle bir kız. Ellerini semaya açmış dua eder gibi. Dikkat ettim, dua etmiyor, göğsüne yapışmış kırmızı beyaz bir afiş taşıyor. Afişte şunlar yazılı:

“BİRLİĞİZ, OMUZ OMUZAYIZ, BU YASAĞA KARŞIYIZ”

Resmin altında şunlar yazılı: “Boğaziçi üniversitesi’inde türban eylemi. Mini etekli kızlarla erkek öğrenciler, başlarını örterek türbanlı arkadaşlarına destek verdi.”

Teşekkürler sevgili kızlarım, teşekkürler sevgili gençlerim.

İşte bu kadar.

İmdada Koşmak

Bu gün Amerika, İngiltere, İsrail ve onların dümen suyunda giden bazı Hıristiyan ülkeleri, müslümanların ülkelerine saldırıyorlar. Memleketlerini işgal ediyor, mallarını yağmalıyor, izzetli insanlarını zelil ediyorlar. Kimisini öldürüyor, kimisini zindanlara atıyorlar. Zindanlarda yaşanılanlar ise ölümden beter.

Dünyaya medeniyet ve demokrasi götürme iddiasında olanların emrindeki kimi hayvanlar, genç kızların, taze gelinlerin, hatta yaşlı kadınların iffetlerine saldırıyor, ırzlarına geçiyor, namuslarını kirletiyorlar.

Oy Verenler Niye Cezalandırılmıyor?

Aklımda sorular cirit atıyor.
Cevap vereyim derken öfkem artıyor.
Yatağa gidiyorum, uykum kaçıyor.
Bu saatte bu kafayla yazı da yazılmaz ki?
Mahkeme süreci başlamış, ona dair yazmak zaten yanlış. Onu değerlendirmeyelim.
Ben başka şeyler, teorik şeyler hakkında yazayım diyorum.
Böylece suçtan uzak olurum.
Ama zaten suçluyum galiba.
Neden mi?
Dava açılan partiye ben de başörtüsü ve meslek Liselerine yapılan haksızlık meselesini hallet demiştim.
Ona ben demiştim bunu. Ondan ben de istemiştim vatanın yarısı kadar.

Gözüm Yaşardı Faziletinden

“Böyle zamanlarda okunur” diye Ertuğrul özkök’ü açtım.
Hani şu dağa çıkmaktan bahseden yiğidi.
Gözlerim yaşardı masumiyetine. Bakın ne diyor:

“Yıllar önce, Refah Partisi'nin kapatılması için hukuki süreç başladığında gazetemizin sahibi Aydın Doğan düşüncesini çok net bir ifadeyle şöyle özetlemişti:

"Ben halkın oy verdiği bir partinin kapatılmasını içime sindiremiyorum."

Ben de aynı düşünüyordum.

Oysa Refah Partisi, Hürriyet Gazetesi ve Doğan Grubu'na karşı insafsızca bir baskı kampanyası yürütmüştü.

İzzet Barış Ve Savaş

İtidal ve orta yolu bulmak, dengeyi yakalamak neden bu kadar zor oluyor?
Kanaatimce nefsanî duygularımıza tabi oluşumuzdan, veya kısmen de olsa şehvetlerimize, kötü isteklerimize, hırslarımıza mani olamayışımızdan.
İman, ahlak, bilgi ve kültür bakımından gerekli eğitimini tamamlayamamış nefisler için olağan şeylerdendir aslında bu.

İzzet Barış Ve Savaş

İtidal ve orta yolu bulmak, dengeyi yakalamak neden bu kadar zor oluyor?

Kanaatimce nefsanî duygularımıza tabi oluşumuzdan, veya kısmen de olsa şehvetlerimize, kötü isteklerimize, hırslarımıza mani olamayışımızdan.

Sorular Sorular…

BçG veya BTK devam mı ediyor?
Başsavcı bu bilgileri nerden bulmuş?
Kendisi mi okumuş gazeteleri, birileri getirip vermiş mi kendisine?
Kendisi ise, başsavcıların işi yalan yanlış yayın yapan gazeteleri okumak mı? Daha doğrusu kanıtlanmamış gazete küpürleri kanıt olur mu?
Başsavcılık yapanların bunu bilmesi gerekir değil mi?

“Öcü Geliyor”

Bu bir psikolojik işkence değil mi? Aylardır her gün aynı terapiler:

“Türkiye kötü bir yere götürülüyor.

çok kötü bir yere götürülüyor...”

“Kimsenin kontrol edemeyeceği bir yere gidiyor.”

“Bir şeyler olacak..”

“çok yakında bir şeyler olacak…”

“Ayak sesleri geliyor, sağır mısınız”

“Sizi biz bile kurtaramayız”

Sizi bilmem ama, ben bu tür laflardan sıkıldım değil, tiksindim artık. “Kabak tadı vermeye başladı” değil, iğrendiriyor.

“Yeter artık” diye avaz avaz bağırıyoruz, duyan yok.

Bu bir psikolojik işkence.

“Din Bâsi”

“Din bâsi”nin aslı “din bahsi”dir. Ama Maraş’ta böyle meşhur ve bunun tarihî bir sebebi var:

Tarih 28 Ekim 1919. Fransızlar Maraş’ı işgal ediyorlar. Ermeniler törenlerle ve şenliklerle bu işgal kuvvetlerini karşılamak isterler. Her yerde olduğu gibi Maraş’ta da davul zurna işlerini abdallar güzel yaparlar. Şimdi onların mahallesinin adını onların isteği üzerine “Müzisyenler Mahallesi” diye değiştirdiler.

“Din Bâsi”

“Din bâsi”nin aslı “din bahsi”dir. Ama Maraş’ta böyle meşhur ve bunun tarihî bir sebebi var:

Tarih 28 Ekim 1919. Fransızlar Maraş’ı işgal ediyorlar. Ermeniler törenlerle ve şenliklerle bu işgal kuvvetlerini karşılamak isterler. Her yerde olduğu gibi Maraş’ta da davul zurna işlerini abdallar güzel yaparlar. Şimdi onların mahallesinin adını onların isteği üzerine “Müzisyenler Mahallesi” diye değiştirdiler.

Sayfalar